seda bayoglu

seda bayoglu
@sedabayoglu
istanbul
istanbul, 19 Kasım
204 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı

seda bayoglu

, bir kitap okudu
10/10
·136 syf.··
2025 10. kitabı
Aslı Aktümen
8.6/10 · 707 okunma
Reklam
10/10
·136 syf.··
2025 10. kitabı
Beş Ses Bir Sır "Tesadüfler, insanın bilinmez kaderidir. Ne kadar uğraşırsan uğraş elini ayağını bağlar. Gözünü kör, dilini lal eder... Kaderin en büyük kozu rastlantıdır. Artık teslim ol!" Ece, Aysel, Ali, Bahar ve Ada... Her biri olayları kendi bakış açısına ve hissettiklerine göre anlatıyor kitabımızda. Kim haklı derseniz hepsi de kendine göre haklı. Ama en çok kime üzüldün derseniz sanırım bu Ada olurdu. Çünkü bu hikayede en masum olan o. Bahar kendini bu hikayenin kötü kadını ilan etmiş. Fakat ben sana kesinlikle katılmıyorum. Sen sadece aşkı için mücadele eden ve sonunda olmayacağını anlayıp vazgeçen güçlü bir kadınsın. Ada için bence en doğru kararı verdin. Ece seni hiç sevmemiş olabilirim gerçekten. Herkesin kaderini etkileyen kişi sensin bana göre. Aysel sana ne desem bilemedim... Hastalığın sebebiyle belki de bir şey dememek en iyisi. Ali... Her şey senin elindeydi aslında. Bu kadar pasif olmasaydın belki de çok mutlu olacaktın. Evet çok sevdin ama aşkına sahip çıkamadın. Arada kaldın hep o yüzden de sen dahil kimse mutlu olamadı. Aşk, kader, aile bağları ve insan psikolojisinin ele alındığı bu kitabı okurken sinirlendim, üzüldüm ve kızdım. Ama şunu çok içten söyleyebilirim ki okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Şiddetle tavsiyemdir. Bu son diyorsun, ama olmayınca, sonun sonu asla gelmiyor. Oldurmaya çalışmaya devam ediyorsun. Sanki olacakmış gibi... Razı olmak mı, seçim yapmak mı? Seçtiğinde razı olmak mı? Hayran olduğumuz aşklar bile yan yana olunca biterken, bir insanın kendini sevmesi, barışması, kendi içinde kendini barındırması, kendisini hataları ve kusurları ile kabul etmesi, çok ama çok zor değil mi gerçekten? Onu sevmek, çok yorulmuş ve bitkin bir haldeyken, sert bir sedire uzanmak gibiydi.
Beş Ses Bir SırAslı Aktümen · Destek Yayınları · 2024707 okunma
9/10
·217 syf.··
2025 9. kitabı
Sahipsiz Mektuplar "Sen ne yaptın bana ey sevgili? Nasıl bir muammasın, müptela eyledin beni yüreğine. Nasıl almayayım kalemi elime... Bu kırdığım kaçıncı kalem, bu bozdugum kaçıncı yemin... Yakılan kaçıncı sayfa... Beni zindanda bıraktığın kaçıncı zalimliğin." Adana'da gazetecilik yapan Aysel'in bir haber için gittiği adresin yanlış çıkmasıyla tanışıyoruz Gülperi ile. O meczup evde duyduğu bir ses üzerine arıyor polisi ve ambulansı. Maalesef ki Gülperi ölüyor ve vasiyeti üzerine Aysel'e kalıyor bütün mirası. Bir kutu veriyorlar Aysel'e içi mektuplarla dolu olan. Ahhh o mektuplar. O mektuplar ki kavuşamadığı aşkına yazılmış. Ama öyle bir aşk ki bu o güne kadar aşka inanmayan Aysel'in bile içini acıtıyor. Okuduğu her mektupta biraz daha şaşırıyor. O gördüğü kadınla bu mektupları yazanın aynı kişi olduğuna inanmakta güçlük çekiyor. Mektupların kime yazıldığını bulmak için işinden bile ayrılıyor Aysel. Aklına koyduğunu yapan biri olduğu için düşüyor yollara. Elindeki çok az bilgiyle acaba mektupların sahibi bulup onları verebilecek mi? Bu mektupları okurken o kadar etkinledim, o kadar duygulandım ki ve yazarın kalemine o kadar hayran kaldım ki anlatamam size. Her bir mektup içime işledi sanki. Ve #arkakapak ta yazdığı gibi sizleri virane bir bedende saklanmış derin bir ruhun yazdıklarıyla baş başa bırakıyorum. Anladım ki aşk girdiği bedeni öldürürmüş ama kendi ölmek bilmezmiş. Günler bahtımın başından aşağıya döküldükçe yokluğun yerden yere vuruyor. Özlüyorum işte. Niye anlamıyorsun? Sen aşkı tanır mısın? Sevda kanatlarıyla hiç uçtun mu? Ellerinle gönlünü yele verdin mi? Say desem gece kaç ay, gündüz kaç mevsim sayabilir misin? Sen gamın koynunda hiç uyudun mu, keder ekip sevda biçtin mi? Sen kendi mezarını hiç eştin mi, gönlünün ellerine kına yakıp yatırdın mı
1000Kitap
Sahipsiz MektuplarHayriye Göztaş · Kitap Ağacı Yayınları · 202411 okunma
10/10
·396 syf.··
2025 8. kitabı
Kilit Taşı "Nasıl ki bir kemeri, köprüyü, kubbeyi ayakta tutan şey kilit taşıdır, toplumların, ailelelerin kilit taşı da kadınlardır. Cesur, güçlü, azimli kadınlar... Kilit taşı olmazsa kemer, köprü çöker, kadın olmazsa toplum." Üç kadının hikayesi bu. Aşkın, cesaretin ve dayanışmanın olduğu. İntikamın iyiliğe, gururun aşka, olmazların olura dönüştüğü. Nil, anne babasını küçük yaşta bir trafik kazasında kaybetmiş ve içi intikam ateşiyle dolu başarılı bir avukattır. Annesinin yaşadıklarından dolayı babasını sorumlu tutan, kimseye güvenmeyen ve keskin sınırları olan biridir. En yakın arkadaşı Didem'in düğününde tanışır Demir ile. Aslında birbirlerini çok severler ama aralarında gurur ve güvensizlik bu ilişkinin bitmesine neden olur. Zekiye, Mardin'de yaşayan bir aşiret ağasının eşidir. Ağa öldükten sonra töreler gereği onun kardeşiyle evlenmesi gerekmektedir. Ama daha da önemlisi kızını okumasına izin vermezler ve evlendirmek isterler. Kızının kaderi de kendisine benzemesin diye elinden geleni yapmaktadır. Bir gün kızını alıp kaçar. Berfin, Zekiye'nin uğruna her şeyi, ölümü bile göze aldığı biricik kızı. Üniversiteyi kazanmıştır kazanmasına ama aşiret onun için çoktan kararını vermişti bile. Coğrafya kaderdi değil mi? Ona da kaderine boyun eğmek düşüyordu. Tıpkı oralarda yaşayan diğer kadınlar gibi. Neydi bu üç güçlü kadını bir araya getiren şey? Kader mi, tesadüf mü, vicdan mı? Peki bundan sonra neler olacaktı? Bu güçlü kadınları neler bekliyordu? Nil ve Demir'in aşkı böyle yarım mı kalacaktı? Kitap için yazmak istediğim o kadar çok şey var ki aslında. Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı zaten. Zekiye'nin cesaretine, dik duruşuna hayran kalmamak mümkün değil gerçekten. Töreye rağmen kızını kurtarmak için göze aldıkları takdir edilesi. Ve kitapta neredeyse
1000Kitap
Kilit TaşıSema Soykan · Alfa Yayınları · 2022665 okunma