Kilit Taşı
"Nasıl ki bir kemeri, köprüyü, kubbeyi ayakta tutan şey kilit taşıdır, toplumların, ailelelerin kilit taşı da kadınlardır. Cesur, güçlü, azimli kadınlar... Kilit taşı olmazsa kemer, köprü çöker, kadın olmazsa toplum."
Üç kadının hikayesi bu. Aşkın, cesaretin ve dayanışmanın olduğu. İntikamın iyiliğe, gururun aşka, olmazların olura dönüştüğü.
Nil, anne babasını küçük yaşta bir trafik kazasında kaybetmiş ve içi intikam ateşiyle dolu başarılı bir avukattır. Annesinin yaşadıklarından dolayı babasını sorumlu tutan, kimseye güvenmeyen ve keskin sınırları olan biridir. En yakın arkadaşı Didem'in düğününde tanışır Demir ile. Aslında birbirlerini çok severler ama aralarında gurur ve güvensizlik bu ilişkinin bitmesine neden olur.
Zekiye, Mardin'de yaşayan bir aşiret ağasının eşidir. Ağa öldükten sonra töreler gereği onun kardeşiyle evlenmesi gerekmektedir. Ama daha da önemlisi kızını okumasına izin vermezler ve evlendirmek isterler. Kızının kaderi de kendisine benzemesin diye elinden geleni yapmaktadır. Bir gün kızını alıp kaçar.
Berfin, Zekiye'nin uğruna her şeyi, ölümü bile göze aldığı biricik kızı. Üniversiteyi kazanmıştır kazanmasına ama aşiret onun için çoktan kararını vermişti bile. Coğrafya kaderdi değil mi? Ona da kaderine boyun eğmek düşüyordu. Tıpkı oralarda yaşayan diğer kadınlar gibi.
Neydi bu üç güçlü kadını bir araya getiren şey? Kader mi, tesadüf mü, vicdan mı?
Peki bundan sonra neler olacaktı? Bu güçlü kadınları neler bekliyordu?
Nil ve Demir'in aşkı böyle yarım mı kalacaktı?
Kitap için yazmak istediğim o kadar çok şey var ki aslında. Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı zaten. Zekiye'nin cesaretine, dik duruşuna hayran kalmamak mümkün değil gerçekten. Töreye rağmen kızını kurtarmak için göze aldıkları takdir edilesi. Ve kitapta neredeyse