seda bayoglu

seda bayoglu
@sedabayoglu
istanbul
istanbul, 19 Kasım
204 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı

seda bayoglu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·205 syf.··
2025 7. kitabı
David Foenkinos
8.6/10 · 122 okunma
Reklam
Puan vermedi·205 syf.··
2025 7. kitabı
Güzelliğe Doğru "Güzelliğin, yaraları iyileştirici gücünü anlıyordu. Bir tablonun karşısındayken kimse sizi yargılamıyordu, bu da saf bir alışveriş oluyordu." Antoine, bir Sanat Tarihi Profesörü. Bir gün yaşadığı yer olan Lyon'dan aniden ayrılır ve başkent Paris'te Orsay Müzesi'nde salon bekçisi olarak çalışmaya başlar. Kimse buna bir anlam veremez özellikle müzenin insan kaynakları müdürü Mathilde. İçinde sakladığı üzüntü ve keder onu gittikçe içine kapanık biri yapmaktadır. İyileşmesi için tek çaresinin güzelliğe yönelmek olduğunu düşünmektedir. Müzede sürekli seyredip konuştuğu bir tablo vardır: Jeanne Hébuterne'nin portesi. Bu tablo onu gittikçe içine çekmekteydi. Fakat bir gün artık daha fazla kaçamayacağını anladı ve olayların yaşandığı yere Lyon'a geri döndü. Artık yüzleşmesi ve kabullenmesi gereken şeylerle karşılaşmaya hazırdı. İstifa ettiği okuluna geri dönecek ve çok değer verdiği öğrencisi Camille'nin eserlerinin yaşaması ve unutulmaması için ne gerekiyorsa yapacaktı. Sanırım fazla ayrıntıya girmeden ancak bu kadar anlatabilirim. Depresyonun bir insana neler yaptırabileceğini çok acı bir şekilde görüyoruz bu kitapta. Gencecik bir kızın yaşadıkları, yaşadıklarını kimseye anlatamaması ve bütün bunların altında ezilip kendini dış dünyaya kapatması. Sanat ve resimle hayata tutunmaya çalışması fakat maalesef üzücü bir son. Kitabın aslında beni bu kadar etkileyip ağlatacağını hiç düşünmemiştim Bir kız çocuğu annesi olarak sanırım bir tık fazla etkilenmiş olabilirim. Çünkü Camille'nin annesinin acısını o kadar derinden hissettim ki... Onun kızı için elinden geleni yapması ve sonundaki çaresizliğini... Daha fazla yazamayacağım maalesef çünkü aklıma geldikçe kötü oluyorum. Kitabı okuduğunuzda ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız... İnsan sonun
1000Kitap
Güzelliğe DoğruDavid Foenkinos · Yan Pasaj · 2024122 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 6. kitabı
Kadın ve Nehir "Ölüm, boynundan bir demir kazığa bağlıyken, mağara olup olmadığı konusunda bile netleşemediğin bir yerde nefret ettiğin birini geri dönemediği için merak etmektir. Ölüm, dünyadan göçüp gitmenin bile sana çok görüldüğü bu zamanın eteğine bir leke gibi yapışıp kalmaktır. Yani ölüm, istediğin biçimde, istediğin zamanda ölmemektir." İşte o kamyon kasasında bilmediği o yere götürülürken düşündüğü şeylerden biri de buydu. Sıcak bir günde gelip bombayla her yeri yıkıp geçmişlerdi. Ama yetmemişti. Yetmezdi çünkü insanoğluna hiç bir şey... Yetinmeyi bilmezdi... Erkekleri öldürüp kadın ve çocukları kamyon kasalarına doldurup götürüyorlardı. Nereye mi? Bir önemi var mıydı artık? Onlar yerlerinden edilmiş, sevdikleri gözlerinin önünde öldürülmüş yaşayan birer ölüydüler artık. Onlar kim mi? Ezidiler... Götürüldükleri yerde işkence ve tecavüzlere uğramış, köle pazarlarında satılmış, mağaralarda elleri ve ayakları bağlı bir şekilde aç susuz bırakılmışlardı. Okudukça insanlık adına utanacaksınız. Kitapta Ezidili bir kadının kaçırıldıktan sonra yaşadıkları anlatılmış. Üzüldüm, utandım, sinirlendim... Dünyanın sustuğu(!), görmediği(!) sayısız katliamlardan sadece biri bu... Bir gün bitecek diye umut etmek istiyorum ama umudumu da gittikçe kaybetmek üzereyim ne yazık ki... Bizim topraklarda önce kadınlar uyanır sonra güneş doğar., çünkü güneşi kadınlar doğurur. Masallar mı bizi acıya alıştırdı? Yoksa buralarda güzel biten bir son gerçekten de yok mu? Onlar yaşamlarını sürdürüyor bense kesintiye uğrayan, kan kaybeden hayatımı bile taşıyamıyorum.
1000Kitap
Kadın ve NehirMehmet Emin Yıldız · Tunç Yayıncılık · 202433 okunma
9/10
·288 syf.··
2025 5. kitabı
Duvarların Ardında "İnsanın yüzde yetmişi sudan oluşur ve dünyaya tertemiz bir su gibi gelirdi ama şu, ona ne kattığınıza göre kirlenebiliyor, zehre dönüşebiliyordu." Güvercin, Yaşar ve Derviş. Bu üçünün yolu ise bir akıl hastanesinde kesişiyor. Hem de öyle bir kesişiyor ki hem birbirlerine ilaç oluyorlar hem de hepsinin hayatı değişiyor. Gülistan küçük yaşında babasını kaybetmiş, annesi ve iki abisi ile yaşıyan bir genç kızdır. Fakat çocuklarını büyütürken zorluklar çeken ve ayakta kalmaya çalışan annesi Peri, onlara gereken sevgi ve ilgiyi gösteremediği için oğulları her türlü pisliğe bulaşmış ve Gülistan'ın da okumasına izin vermeyip onu okuldan almışlardır. Büyü işleri yaparak para kazanan Peri kızını kötülüklerden korumaya çalışsa da büyük oğlunun başına açtıkları bela Gülistan'ı mahvetmiş ve onu akıl hastanesine düşürmüştür. Yaşar, herkes tarafından sevilen biridir. Babası Şehmuz uzun yol şoförüdür o da her türlü pisliğe bulaşmıştır. Eşine sürekli şiddet uygulamakta ve oğlunu yok saymaktadır. Annesi Elvan bütün bunlara Yaşar için dayanıyor ama vücudu eşinin ona bulaştırdığı hastalık yüzünden iflas etmiş durumda. Şehmuz yaptıklarının cezasını çekip ölürken annesin de hayatını kaybetmesi Yaşar'ı resmen bitiriyor ve kendini akıl hastanesinde buluyor. Derviş, oldukça zengin biri ve ilk eşi öldükten uzun bir süre sonra tekrar evleniyor. Herkese yardım elini uzatan bu gönlü güzel adam öyle biriyle evleniyor ki eşinin arkasından çevirdiği işlerin farkına varamıyor ve kendini bir anda tedavi olmak için akıl hastanesinde buluyor. Kitapta beni en çok etkileyen karakter sanırım Güvercin oldu. Onun yaşadıklarına o kadar üzüldüm ki kimsenin başına gelmemesini dilerim Her ne kadar kurgu olsa da maalesef ki Güvercin, Yaşar ve Derviş'in yaşadıklarını yaşayan insanların
Duvarların ArdındaMehmet Aygün · Destek Yayınları · 202475 okunma