Kitabevinde dolaşırken önce kitabın ismi dikkatimi çekti, elime alıp kapağını ve arkasını incelerken de “Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın düğünde oynadıkları sahne” canlandı hafızamda. 80’ler 90’lar zaten en yumuşak karnım…
Özlemim var o yıllara… Kopamıyorum, unutamıyorum. Az şeye sahip olmanın verdiği huzuru, “Stoper” hikayesinde belirtilen çengel bulmacaların pazar günleri gazete ekleriyle evimize gelişini, yine gazetelerden çıkan kutu oyunlarını, kağıt bebeklere çeşit çeşit giydirdiğimiz yine kağıt olan kıyafetleri, salçalı ya da margarin-tozşekerli ekmekleri, sokakta oynama kültürünü, aynı şarkıyı teypte tekrar dinleyebilmek için kaseti kalemle sarışımızı, heyecanla yeni kıyafetlerimizi giyebilmek için beklediğimiz bayram sabahlarını…
Özlüyorum işte yargılamayın…
Siz de anımsamak isterseniz eski anılarınızı okuyun. Az biraz gülümseyin, az biraz hüzünlenin ama emin olun güzel bir tat bırakacak bu 8 öykü sizin de hafızalarınızda…
“İnsanoğlunun dudaklarından dökülmüş ve dökülecek en güzel sözcüktür ‘anne’ ve en güzel feryattır ‘annem’ feryadı. Kalbin derinliklerinden yükselen, umut ve sevgi dolu, nahif bir kelimedir. Her şeydir anne; kederdeki tesellimiz, dertteki umudumuz, acizliğimizdeki gücümüzdür. Sevgi, merhamet, anlayış ve bağlayıcılık kaynağımızdır. Annesini kaybeden, kendisini daima koruyan ve kutsayan tertemiz bir ruhu kaybetmiş demektir.”