“Bazen en çılgın, en imkansız görünen fikir kafanızda öyle kuvvetli bir yer edinir ki, öyle veya böyle gerçekleşeceğini zannedersiniz… Dahası bu düşünce şiddetli, güçlü bir arzuya eşlik ediyorsa, bazen onu kaçınılmaz; önceden belirlenmiş, kadere yazılmış, var olmaması, gerçekleşmemesi imkansız bir şey gibi kabul edersiniz! Belki burada başka bir şeyler, önsezilerin bir bileşimi, olağandışı bir irade, kendi hayal gücüyle kendini zehirleme veya buna benzer bir şeyler söz konusudur…”
Sayfa 136 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Belki de kazanmaya çok ihtiyacımız vardı. Tıpkı uçuruma düşen birinin bir tutam ota sarılması gibi. Kabul edersiniz ki uçuruma düşmeyen biri ağaç dalı diye ota sarılmaz.”
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Konusu: Tanıtım bülteninden;
Yaşamak, Çin’de 1966-76 yılları arasında süren Kültür Devrimi’nin getirdiği toplumsal değişimleri konu ediniyor. Kitapta okurları diyalog halindeki iki farklı anlatıcı karşılıyor. Farklı köy ve kasabaları dolaşarak insanlarla sohbet eden asıl anlatıcı, günün birinde Fugui adındaki yaşlı bir köylüye rastlıyor. Ve güç bela tarlasını sürmeye çalışan bu ihtiyarın hikayesini dinlemek için onun yanına gidiyor.
İnceleme: Herkes “mutlaka oku” dediğinde demek ki çok güzel diye başladım ve sonunu zor getirdim. Hüzünlü bir hikaye, bir erkeğin altı kişinin hayatını nasıl mahvettiğini okudum. Yalnız kalan bir adam ama ona değil de o altı kişiye üzüldüm. Dönem ve dönemin şartları çok iyi yansıtılmış. Bu kısımda etkileyiciydi. Kasvetli de bir kitaptı teması gereği. Ayrıca kitabın adı Yaşamak ama yaşananlarla o kadar zıt ki… Hikaye güzel ama bir türlü içine giremediğim için çok etkilenerek okuyamadım. Acaba yanlış zamanda mı okudum ya da beni etkileyecek kadar değil miydi bilemiyorum. Neyse. Okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum.
“Tüm insanlar aynıdır: Kendileri bir başkasının cebinden alırken yüzleri aydınlanır, gülümserler, ama kaybetme sırası onlara geldiğinde yastaymış gibi ağlarlar.”