" Öğretmenini say onu sev evladım. Onu sev çünkü baban da onu seviyor ve sayıyor. Onu sev çünkü kendisini sonradan unutacak pek çok gence hayatını adıyor çünkü senin zihnini açıp aydınlatıyor, ruhunu eğitiyor. "
Çalışma izi kir değildir. Tozdur, kireçtir, verniktir ne istersen odur ama kir değildir. Çalışmak insanı kirletmez. İşten dönen bir işçiye asla "pis" deme. "Kıyafetinde işinin emeğinin izi var" de. Hatırla bunu. Ve küçük duvarcıyı sev, onu öncelikle arkadaşın olduğu için sonra da işçi evladı olduğu için sev.
-Beni unutma Enrico dedi.
- Ah benim iyi kalpli öğretmenim, seni hiçbir zaman unutmam! Hatta büyüdüğümde bile seni hep hatırlayacağım, sınıfına ziyarete geleceğim. Bir okulun önünden geçerken bir öğretmen sesi duyacak olsam onu sen sanacağım. Asla, asla unutmayacağım seni, canım öğretmenim !
Hüseyin Rahmi'nin okuduğum ikinci kitabı. Boşa "sokağı edebiyata taşıyan adam" denilmiyor. Bunda sebep, kadınlarla dolu bir evde büyüdüğünden yemek pişirmeyi, dikiş dikmeyi, ev temizlemeyi, dantel-yün örmeyi bilmesinin payı oldukça büyük. Bu romanda da kadınların ruh halinden, dönemin şartlarından, geleneklerden oldukça ustaca bahsetmiş. Çoğunlukla suratımda tebessümle okudum. İyi ki okudum. Tekrar okunması gereken kitaplar arasında yerini aldı bile. Şimdilik hoşça kal, Halley. :)