Tarihte geldiğiniz yoldan tornistan geri dönemezsiniz, Cumhuriyeti yıkıp Osmanlı düzenini; Mustafa Kemal'i yok edip Vahidettin'i, I. Abdülhamit'i bulamazsınız. Geçmişi asla restore edemezsiniz; Laik Lise'nin kökünü kazıyıp yerine Nizamiye Medresesi kuramazsınız... Bunları yaparken nesnenin DNA'sını bozarsınız, kök hücresini öldürürsünüz. Vahidettin'in yerine bir Drakula, bir Deli İbrahim üretirsiniz!
Yazarla ilgili yaptığım araştırmada kısaca şu bilgilere ulaştım : "Jelinek’in eserlerinin merkezinde kadın bedeni, cinsellik, tüketim kültürü ve ataerkil baskı vardır. Onun feminizmi radikal ve sistem eleştirisine dayalıdır. Kadınların "metalaştırılması" ve toplumdaki yerlerinin sürekli olarak erkek egemen bir bakışla şekillendirilmesine karşı çıkar."
Ayrıca yazarın panik atak ve agorafobisi olduğu, bu nedenle hayatının büyük bölümünü evden çıkmadan sürdürdüğü, babasının akıl sağlığı ile ilgili problemler yaşadığı, annesinin de kızının sanatçı olması için katı bir disiplin uyguladığı gibi bilgiler okuduğumuz eseri değerlendirmemize yardımcı olacaktır.
Esere dair düşüncelerime gelirsem, kendi açımdan oldukça rahatsız edici bir metin olduğunu söyleyebilirim. Açıkcası ben okurken keyif almadım ama sanırım yazarın da asıl amacı buydu. Elfriede Jelinek'in Arzu isimli eserini Gendaş Yayınları'ndan yaklaşık yirmi yıl kadar önce okumuştum. "Dışarıda Kalanlar" gibi o da farklı bir metindi diye hatırlıyorum. Kitaplığımda bir diğer eseri "Aşık Kadınlar" var. Ona da sıra ne zaman gelir bilmiyorum.
Okuduğumuz eser, ana temalarından biri olan kadın üzerinden istismarı, tahakkümü, zorbalığı en şiddetli haliyle anlatıyor. Kullandığı dil ise alışık olduğumuz anlatım tekniklerine benzemiyor. Okurken en rahatsız eden faktör de buydu sanırım. Feminist bir yazar olduğu için kadın karakterleri anlatış biçiminde bir isyan ve bir başkaldırış vardı. Hatta Jelinek bir söyleşisinde şöyle demiş: "Ben konuşamayan kadınların çığlığını yazıya dökmeye çalışıyorum."
"Dışarıda Kalanlar" savaş sonrası Avusturya toplumunun yaşadığı çöküntüyü, gençlerin kimlik arama çabalarının bile olmadığını, topluma ait bireyler olamadıklarının kısacası bir sessizliğin anlatısıdır.
İlk sayfalarda neyle karşı