Zor bir sohbetin konusu asla hangi tarafın daha haklı olduğuyla ilgili değildir.Bu farklı bakış açıları,farklı yorumlar ve birbiriyle çatışan değerlerle ilgilidir .
Herkesin sizden hoşlanmıyor olması dünyanın sonu değildir.Hiç kimse herkes tarafından sevilemez. Kendinize karşı dürüst olduğunuzda en az bir karakteristik özelliğinizin başkalarını çok kızdırdığını görürsünüz sorun bu değildir. Sorun diğerleri size umduğumuz şekilde tepki vermediği zaman sizin sinirlenmeniz üzülmeniz ya da keyfinizin kaçmasıdır. Özgüvenimizi insanlardan aldığımız belirli tepkiler üzerine kurmak gibi kötü bir alışkanlığımız var.
Karşı tarafın yaptığı şeyin üzerinizde hiçbir etki yaratmadığını,aksine onun bambaşka bir şeye odaklandığını düşünme fikri sizin için neredeyse hayal edilmesi imkansız bir durumdur. Kendimize o kadar odaklanırız ki olayların bizimle alakası olmayabileceğini göremeyiz.Psikolojide buna spot ışığı efekti denir.Sürekli kendimizi düşündüğümüz için herkesin de böyle düşündüğünü varsayarız. Kazağımızdaki lekeyi herkesin gördüğünü varsayarız oysa çoğu insan orada olduğumuzu fark etmemiştir bile. Çünkü diğerleri de tıpkı sizin gibi kendini düşünmekle meşguldür!
Neredeyse bir yüzyılı kişisel gelişim edebiyatı ve ilham veren konuşmalarında desteğiyle iç gözleme harcadık ve bizi hiç de daha mutlu yapmadı.Kendimizi hâlâ eksik hissediyoruz ve aslında tam yanımızda duran kişiyi arıyoruz.