“İnsan, biten ilişkilerinden geriye kalandır," der Freud. Çünkü bir ilişki sona erse de onun ruhsal izi zihinsel ve duygusal alanımızda yaşamaya devam eder. Biten ilişkilerimize dair mütemadiyen anlattığımız hikâyeler yalnızca geçmişi değil, aynı zamanda kendimizi nasıl gördüğümüzü ve görmek istediğimizi de anlatır. Bu hikâyeler onları dinleyene -farkında olmasak da şöyle şeyler söyler: "Ben hayatıma giren insanların mağduruyum; sevdiklerim için fedakâr bir ebeveyn, herkesi memnun etmeye çalışan bir çocuk, kendisinden sürekli bir şeyler veren ama hiçbir istediğini elde edememiş bir kahramanım." Ya da: "Ben özgürlüğünün peşinden gitmiş, anlamı kitaplarda aramış, konargöçer ilişkilerde bağlanmaktan sakınmış, hayatın yükünü tek başına taşımış bir mağrurum."
“En az üç dil bileceksin
En az üç dilde
Ana avrat
dümdüz gideceksin
En az üç dil
Çünkü sen ne tarih
ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernuş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.”
“Zengin olmak marifet değil” derdi Momo’ya, “Her isteyen zengin olabilir. Birazcık zenginlik için hayatlarını ve ruhlarını satanlara bir baksana, ne hale gelmişler! Yok. Ben onlar gibi olmak istemem. Varsın bazen cebimde kahve param olmasın; yeter ki hep aynı Gigi kalayım!”