İnsan, Doğa ve Kader Üçgeninde Bir Başyapıt
Puan vermedi
Victor Hugo’nun Notre-Dame’ın Kamburu ile dini, Sefiller ile toplumsal dogmaları ele aldıktan sonra üçlemeyi tamamlamak için rotayı doğaya kırdığı Deniz İşçileri, insan iradesinin ve yalnızlığının sınırlarını zorlayan muazzam bir başyapıt. Hikaye, Guernsey Adası’nın hırçın dalgaları arasında topluma yabancılaşmış Gilliatt’ın, imkansız bir aşk uğruna karaya oturan bir gemiyi tek başına kurtarma mücadelesni anlatıyor. Ancak arka planda Hugo, denizi ve fırtınayı canlı birer karakter gibi işleyerek insanın doğayla olan amansız kavgasını, açlığı ve o meşhur dev mürekkep balığı tasviriyle evrendeki çaresizliğini gözler önüne seriyor. Kitabın başlarındaki yoğun denizcilik terimleri ve mekan tasvirleri sabır istese de, Gilliatt ile o ıssız kayalıklarda baş başa kaldığınız an hikaye sizi bir girdap gibi içine çekiyor. ​Eseri asıl sarsıcı kılan ise romantik dalgalanmaların ötesinde, ayakları yere basan mantıklı kurgusu ve insanı derinden yaralayan trajik sonu. Büyük fedakarlıkların, karşılıksız bırakılmanın ve umudun nasıl en ağır işkenceye dönüşebileceğinin o çok duru, sade ama bir o kadar da ağır gerçekçiliği okurun yüzüne bir tokat gibi çarpıyor. Sefiller kadar popüler olmasa da karakter psikolojisi ve edebi derinlik açısından ondan aşağı kalmayan bu eser; kaderin kaçınılmazlığını, insan azmini ve nihayetinde o hazin kabullenişi okumak isteyen her klasik severin kütüphanesnde mutlaka yer almalı.
Deniz İşçileriVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,509 okunma
Puan vermedi·376 syf.·
2026 22. kitabı
Kitap biraz Bulgakov'un Usta ve Margarita'si biraz Sefiller biraz Suç ve Ceza birazcık da Ebru Gündeş'ten "Biraz kızıl biraz mavi, edebiyatın asil rengi." diyebilirim çünkü yalnızlıgı anlatırken çeşitli imgeleri kullanılması sürükleyici tamamlıyor. (Çok ayrıntıya girersek spoiler vermiş olurum.) Yazar bir sokaği tıpkı Hogwarts vari anlatmış.( Daireden daireye gecişler, gizli saraylar, dinleme cihazları, kamera vari gorüs saglayan aygıtlar.) Dedigim gibi sürükleyici fakat benim gibi klasiksever birine çekici gelmedi. Sizler yine de deneyin çunku olayların sonunda yaşanan psikolojik sonuçlarin alıntı cümleleri gerçekten cok iyi. Bu sıcaklarda okuyanlara selam olsun.
Rölanti Çıkmazıİsmail Güzelsoy · Everest Yayınları · 2024198 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·559 syf.·
2026 102. kitabı
Sefiller ile Suç ve Ceza kitapları benim klasik ve kitap okuma alışkanlığı kazanmamda çok etkisi olmuş eselerdir. Belki ikisini de okuyalı 15 yıl olmuştur ve bana kitap okumayı sevdirdiklerinden benim için çok özel bir yere sahiptirler. Dolayısıyla Sefiller'in yazarı Victor Hugo'dan yine böylesine şahane bir eser okuduğum için çok mutluyum. Kitabın ilk 200 sayfası bir çok okura sıkıcı gelebilir. Yoğun Paris tasvirleri, Notre Dame Katedrali hakkındaki mimari bilgiler, kitabın başlangıç olarak çok fazla karakter içermesi okuru yoran etmenler gibi görünüyor. Fakat bu sıkıcı bölümlerde bile yazar benim çok fazla ilgimi çeken bir konuya değiniyor. Matbaanın icadıyla, bir çok kitabın basılacağından ve bu durumun mimariyi bitireceğinden söz ediyor. Gerçekten gününüzde eskisi kadar etkileyici, görkemli, mimari şaheser diyebileceğimiz eserlerin çok azaldığını görmek yazarı haklı duruma getiriyor. Sıkıcı diyebileceğim bu bölümleri geçtikten sonra akıcı, altyapısı hazırlanmış çok güzel bir hikayeyle karşılaşıyoruz. İnsanların göründüklerinden çok farklı olabilecekleri, toplum içerisindeki sınıf farklılıkları, fedakarlık, aşk ve saplantı gibi konular çok iyi işlenmiş. Ben çok severek okudum ve en kısa zamanda filmini de izleyeceğim. Kitap dolu günler dilerim.
İnceleme
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
Puan vermedi
Momo, Eski bir fahişenin oğludur. Annesi ve babası onu yıllar önce başka fahişelerin de çocuklarına bakmak için bir nevi çocuk evi işleten Madam Rosa ya vermişlerdir. Romanımız esasen bu Momo nun büyüme ve Madam Rosa nın yaşlanma süreçlerine paralel olarak 2 karakter üzerinden ilerliyor ve belirli bir konusu yok. Göçmen , azınlık yahut fahişe çocukları olmalarından dolayı sadece maddi değil birçok manevi duygudan yoksun olarak büyümeye çalışan çocukların hayatlarına sokuyor bizi yazar. Özellikle Momo, diğer arkadaşlarından farklıdır, fazla hassas fazla duyarlıdır. Algıları o kadar açıktır ki romanın uzun bir kısmında Momo nun 10 yaşında olduğu bilgisi verilmesine rağmen buna okur olarak inanmamız zor geliyor. Bu anlamda tam bir yeraltı edebiyatı. yeraltı edebiyatından beklediğimiz, yeraltı edebiyatın bize verdiği o karamsar, o rahatsız edici hayat bu kez on yaşında bir çocuğun cümleleriyle bizi aktarılıyor. Aslında çok sert detaylara tanık Olmamıza rağmen, Momo'nun cümleleri bizim adeta içimize işliyor. Momo'nun içinde o kadar çok sevgi o kadar çok duygu var ki, o duyguları birine aktarmak için kimseyi bulamıyor. sokaktan bir köpek Buluyor ve tüm ilgisini tüm sevgisini bu köpeğe gösterebiliyor ancak. Sevgisi o kadar sahicidir ki köpeğine daha iyi bakacak birine bulduğu zaman, hiç tereddüt etmeden köpeğine ona veriyor, veriyor diyorum çünkü Momo köpeği alan kişinin verdiği parayı çöpe atacaktır. fahişelik, ve fahişe kavramı, Roman içinde "kendilerini kıçlarıyla savunan insanlar" olarak tanımlıyor, daha doğrusu bu Momo'nun tanımı. Hatta Momo fahişeleri En iyi anneler olarak görür, çünkü onlar çalışma aralarında, kısıtlı zamanlarda sadece çocuklarına ilgi gösterip ve onlarla vakit geçirmeye çalışırlar. Zor bir hayattan kendine Şemsiyesini giydirerek ondan arkadaş
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Agora Kitaplığı · 20095,8bin okunma
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:31
Aydın'a gelen bir teklifle harekete geçer. Yeni bir Altair dönemi başlar ama bu sefer bambaşka... Amaç düşmanları yok etmek. Yani Sefiller'i... Aydın bu teklif ile birlikte Paşa ile görüşür ve verdiği vaatler ile Paşa Aydın'ı onaylar. Ve yeminler verilir... Zorlu görevde Aydın Furkan'ın ona yardımcı olacağını düşünür. Düşüncelerini paylaşır. Fakat Aydın'ın düşüncesi en başta tuhaf görünsede arka planda ona mantıklı gelen planlar vardır. Peki Aydın'ın Furkan için düşündüğü planlar nedir? Bu plan doğrultusunda Aydın'ın düşünceleri yavaş yavaş şekil alır. Fakat şekil alan planın arka kısmında onları takip eden biri var: Sefiller'in lideri ve Allah yolundan giden Hazretleri... Yapılan planlar ile birlikte harekete geçerler ve harekete geçme sonrası savaş başlar. Fakat bu savaş yalan bir savaştı. Düşmanlar birbirine bu savaşta tweetler atarak ortamı daha da ateşlendirmeye çalışıyordu. Bu ateşlenme ile sayfalar akıp gitti. Sefiller'in elinde devlete ait ve çözülmesi gereken bir mührün alınması için yapılan operasyonlarda Sefiller'in nasıl bir örgüt olduğunu öğrenirken, bir yandan harika bir kurgu bizleri bekliyor. Tam kitabın sonlarında umudun bittiği yerde gerçekleşen mucize ile aslında her şey yeni başlıyordu. Her zaferin bedeli vardı. Türkiye'nin şahit olduğu bu yalancı savaşla birlikte nasıl bir sonuç elde edildi? Aydın'ın planları, amacı ve isteği gerçek olacak mı? Sefiller'in başına neler gelecek? Sefiller aslında nasıl bir örgüt? Nefes kesen kurgusuyla Altair Pâyân tavsiyemdir. Akıcı, casusluk, politik, teknolojik gerilim tarzı eserler okumayı severlere kesinlikle tavsiyemdir.
Altair - PâyânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20263 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 7. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:00
Yüz yirmi sayfalık bir klasikten en fazla ne beklenebilir ki? Ben de beklentimi asgari ölçüye indirip başladım okumaya. Ama hem kısa hem de sürükleyici olmasından dolayı bir gecede bitirdim. Birçoğumuzun aklına klasik deyince Suç ve Ceza, Sefiller, İki Şehrin Hikayesi gibi kült eserler gelir. Maalesef daha bir okuma zemini oluşmadan, çevreden gelen “Aa! Daha okumadın mı!” baskılarıyla koca koca kitapları okumaya, anlamaya çalışıyoruz. Sonuçsa o koca kitapların başında sıkılıp, okumaya yıllarca ara vermek oluyor bazen. Ancak kitabın sayfa sayısı değildir içeriğini belirleyen faktör. Veya herkes aynı türleri sevmek, benimsemek zorunda değildir. Biri dünya klasiği okur, öteki türk edebiyatı sever, bir diğeri bilim kurgu aşığıdır vesaire. Önemli olan hangi türle bağlantı kurduğunuzu bilmek ve ona göre kitap seçimi yapmaktır. Bunun sonucunda farklı bir tür arayışına girilebilir diye düşünüyorum. Kitaba gelecek olursak; büyük buhran esnasında insanların açlıkla, en temel insani ihtiyaçlarıyla sınanmasını okuyoruz. Bir dans maratonu düşünün ki saatlerce dans etmek zorundasınız ve on dakikalık aralarda uyku, yeme-içme gibi en temel ihtiyaçlarınızı karşılamak durumundasınız. Ve hiç durmadan aylarca dans etmeniz gerekiyor ki sonunda kazanan çift siz olmalısınız. Eğer kazanırsanız zenginler için cüzi bir miktar olan ama sizi bayağı rahatlatacak bir para ödülüne sahip oluyorsunuz. Yeni nesil bir gladyatör arenasında günlerce hatta aylarca dans etmek… Empati kurabildiyseniz devam ediyorum. Hikayemiz sonda olan olayı anlatarak, bir mahkeme sahnesiyle başlıyor. Daha sonra olayın oraya nasıl vardığını anlıyoruz. Robert ve Gloria’nın bir rastlantı sonucu tanıştıktan sonra ani bir kararla maratona başlamasıyla, karakterlerin ruhani çalkantılarıyla birlikte kitabı sonlandırıyoruz. Daha
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026697 okunma