"Aklına Nana’nın bir keresinde söylediği şey geldi; her bir kar tanesinin, dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğunu. Bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor, bulutlar halinde toplanıyor, sonra minicik parçalara bölünüp sessizce aşağıya, insanların üstüne yağıyordu.
Bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi, demişti. Başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımızın.”
"....Ya da kendileri yüzme bilmedikleri halde, boğulan birini arkasından köprüden atlayan insanların durumuna benzetilebilir belki yaptıklarım?
Giriştikleri eylemin aptalca bir cesaret olduğuna dair mantık yürütmeye vakit bulamadan, büyülenmiş bir şey onları arkalarından iter; bir arzudur onları aşağı çeken;...."
Bir kadının kendisini hiç tanımayan bir erkeğe duyduğu sonsuz aşkın öyküsü.
Tek taraflı yaşanan, geçen zamanla etkisini kaybetmeyen ve sonu olmayan bu aşk hikayesi adam kadını tanısaydı farklı olur muydu bilinmez.
Stefan Zweing'in farklı ruh hallerini anlatan hikayelerinden olan kitap sıkılmadan okunuyor.