Tasavvuf kulun kalbini şirk, küfür, nifak, fısk, su-i zan, hased, kin ve dünya sevgisi gibi kirlerden temizler; haramlardan korunma, farzları yerine getirme, kul hakkını gözetme duygularını kuvvetlendirir.
Tasavvuf gerçek İslâm; mutasavvıf ise sözde değil özde, gözde ve güzide, kâmil ve ilmiyle âmil Müslümandır, hâlen ve kálen halkı nefsi arındırmaya, Hakk’a ve ihsana çağırandır.
Demek ki Allah (c.c)’ın öyle has mümin kulları vardır ki Allah anıldığı zaman korkudan ve saygıdan yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın âyetleri okunduğunda imanları ve dereceleri artar ve onlar yalnız Rablerine tevekkül eder, dayanıp güvenirler. İşte bu müminler Allah (c.c) katında derece bakımından çok üstündürler. O hâlde her mümin iman nuru ve kuvveti, teslimiyet ve tevekkül ve maneviyat bakımından bir değildir.