"İnsan tabiatının belli sınırları vardır." diye devam ettim; "Sevince, sıkıntıya, acıya bu sınırlar içinde katlanabilir. Sınırı aştı mı, perişan olur. Öyleyse burada sorun, bir insanın zayıf veya güçlü olması değil, maddi veya manevi acılara dayanıp dayanamayacağıdır. Yaşamına son veren insana korkak demekle, ateşler içinde yanıp kavrularak ölen bir kimsenin korkak olduğunu söylemek arasında bir fark göremiyorum."
"Siz insanlar," diye haykırdım, "bir şeyden söz ederken, 'bu yanlıştır, bu doğrudur, bu iyidir, bu kötüdür' diye kestirip atmadan yapamazsınız. Bu ne demektir? Herhangi bir olayın asıl nedenlerini araştırdınız mı? Bu olayı doğuran, önüne geçilmez hale koyan sebepleri arayıp buldunuz mu? Eğer bunu yapsaydınız, hükümlerinizde bu kadar aceleci olmazdınız."