Biraz önce bir şiir yazmayı denedim ama yalnızca
şu birkaç dize çıktı:
Ben büyüyünce bir anı olacaktım
Ama artık yoruldum durmaksızın
Güzelliği aramaktan ve ayıklamaktan
Rüzgârdan kırılmış bir ağaçtaki.
Sadece ilk dize hoşuma gitti:
Ben büyüyünce bir anı olacaktım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yazarken tek çocukmuşuz gibi davranıyoruz. Sanki hep yalnızmışız gibi. Bazen bu hikâyeden, artık kaçamayacağım bu işten nefret ediyorum. Nefret ediyorum artık kaçmayacağım bu işten.
Sorunun şeklini beğeniyorum, sadece hayır ya da bu kadarı yeter diye cevaplama imkânı veriyor, hatta bazen, kötü geçmiş bir gecenin sonunda tam da böyle düşünüyorum: birden yazmaktan vazgeçebilirim, hiçbir şey olmamış gibi, kitap yazdığım zamanların uzak hatıralar olduğunu düşünebilirim, tıpkı birilerinin bir zamanlar taksici oldukları ya da Ahumada Sokağı’nda döviz sattıkları eski zamanları hatırlamaları gibi.
O zamanlar ağaçların ya da kuşların isimlerini bilmiyorduk. Lüzumu yoktu. Az sözcükle yaşıyorduk ve bütün sorulara aynı cevabı verebiliyorduk: Bilmiyorum. Bunun cahillik olduğunu düşünmüyorduk. Buna dürüstlük diyorduk. Daha sonra ufak ufak ayrıntıları öğrendik. Ağaçların, kuşların, nehirlerin isimlerini. Ve herhangi bir cümlenin sessizlikten daha iyi olduğuna karar verdik.