Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Kendinizi inanmadığınız isteklerin eline bırakmamalısınız, Sinclair. Sizin neyi arzu ettiğinizi biliyorum. İsteklerden el çekebilmek ya da bir şeyi doğru dürüst ve gereği gibi istemesini öğrenmelisiniz. Bir gün gelip gerçekleşeceğinden hiç kuşku duymayacak gibi açığa vurmayı başardığınızda, isteklerinizin gerçekleştiğini göreceksiniz. Ama şimdiki durumda bir şeyi istiyor, sonra istekten ötürü pişmanlık duyup korkuya kapılıyorsunuz.İşte bütün bunları yenmeniz gerekiyor. ”
Ansızın bir hüzün sardı içimi, bu büyülü saatte ölmek özlemini duydum. Gözyaşlarım son ağladığımdan bu yana sanki sonsuz bir zaman geçmişti aradan karşı konulmaz biçimde ruhumda kabarıp beni önüne kattı. Sert bir hareketle dönüp pencereye yürüdüm, saksıdaki çiçekler üzerinden kör kör dışarılara baktım.
Gerçek bir beraberlik yeni doğacak, bireylerin birbirini daha iyi tanımasından kaynaklanacak ve bir süre için dünyaya bir başka biçim verecektir. Şu an beraberlik adı altında gözlemlenen şey, bir sürü oluşumudur yalnızca, insanlar birbirlerine kaçıp sığmıyorlarsa, birbirlerinden korktukları içindir; beyler kendi aralarında birbirlerine sığmıyor, işçiler kendi aralarında, bilginler yine kendi aralarında birbirlerine kaçıp sığmıyorlar. Peki niçin korkuyorlar birbirlerinden? Kendi kendisiyle uzlaşamayan insan korkar yalnız. Şimdikiler korkuyorlarsa, kendi kendilerini tanımak istemediklerindendir. Kendi içindeki bilinmezden korkan bir sürü insanın oluşturduğu bir topluluk! Kendi yaşam yasalarının bundan böyle yürümediğini, eski yasalara göre yaşadıklarını, ne dinlerinin ne de ahlak kurallarının bizim gereksinimlerimize uygun düştüğünü hepsi de bilmektedir. Yüz yıl, hatta ondan da uzun bir süre Avrupahlar yalnızca okuyup araştırdı, fabrikalar, atölyeler kurdu! Bir insanı öldürmenin kaç gram baruta baktığını biliyorlar, ama Tanrı’ya nasıl tapınacaklarından haberleri yok. Şöyle bir saat bile nasıl memnun yaşanabileceğini kestiremiyorlar. Bir öğrenci meyhanesine gir bak şöyle! İstersen varlıklı kişilerin gittiği bir eğlence yerine bir göz at! Hayır gelecek gibi değil!Sevgili dostum, Sinclair! Bütün bu saydıklarımızdan insanın yüzünü güldürecek bir şeyin çıkması düşünülemez. Böyle ödlekçe bir araya gelen insanların içi korkuyla, hainlikle dolup taşar, hiçbiri ötekisine bel bağlamaz. İdeal niteliğini yitirmiş ideallere sarılırlar hep, ortaya yeni bir ideal koymak isteyeni de taşa tutarlar. İleride birtakım hesaplaşmaların olacağını seziyorum. Pek yakında baş gösterecek bu hesaplaşmalar, inan bana, pek yakında duyuracak sesini. Ama dünyayı ‘düzeltemeyecekleri’ kesin. İster