Herkes için gerçekte bir tek uğraş vardı: kendini bulmak. İnsan şairlikte, cinnette, peygamberlikte ya da canilikte alabilirdi soluğu, bu onun bileceği şey değildi, hatta bunun önemi de yoktu hiç. Onun işi, rasgele bir nitelik taşımayan kendine özgü yazgıyı ele geçirmek, bu yazgıyı tümüyle ve kesintisiz olarak sonuna dek yaşamaktı. Geri kalanı yarım sayılacak işlerdi; kaçıp kurtulma girişimleri, kitle idealine sığınmalar, uyum sağlama çabaları ve kendi iç dünyası karşısında korkuya kapılmalardı. Yeni görüntü, korkunç ve kutsal, gözlerimin önünde yükseliyordu; şimdiye dek yüzlerce kez sezilmesine, belki ikide bir dile getirilmesine karşın ancak şimdi yaşanmaktaydı. Ben fırlatıp atılmıştım doğa tarafından; bir belirsizlikten içeri, belki yeni bir şeyin, belki hiçbir şeyin kucağına savrulmuştum; alabildiğine derinliklerden bu fırlatılıp atılışın etkisini göstermesini sağlamak, onun istemini ruhumda hissetmek ve onu düpedüz kendi istemim durumuna sokmak, işte benim işim yalnızca buydu! Yalnızca bu!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
onu kalbinden vurduğum ok, onun kendi silah deposundan alınmıştı; onun alaylı bir edayla zaman zaman açığa
vurduğu özsuçlamaları, şimdi ben haince davranıp kendisine yöneltmiştim.
“Dışımızda gördüğümüz şeyler,” dedi Pistorius alçak sesle, “içimizdekilerin aynısıdır. İçimizdekinin dışında başka bir gerçek yoktur. İnsanların çoğunun gerçeğe bu kadar aykırı bir yaşam sürmesinin nedeni, kendileri dışındaki görüntüleri gerçek saymaları, içlerindeki dünyaya ise asla söz hakkı tanımamalarıdır. Evet, bu mutlu kılabilir insanı. Ama insan bir kez işin bilincine vardığında, çoğunluğun izlediği yolu seçmesi diye bir şey söz konusu olamaz. Dostum Sinclair, çoğunluğun izlediği yol kolaydır, bizimkisi İse zor. Gidelim haydi!
İnsan kendisini ya da bir başkasını çarmıha gerecek yerde, kafasında görkemli düşünceler, bir kadehten şarap yudumlayabilir ve bu arada gizli kurban ayinlerini akimdan geçirebilir. Böylesi eylemlere kalkışmaksızm da kendi içgüdüleri ve ayartılarına saygı ve sevgiyle davranabilir. İşte o zaman taşıdıkları anlamı açığa vurur bunlar ve hepsinin de bir anlamı vardır.
Yaşıtlarıma kıvanç veren şeyler bana kıvanç vermiyordu ve onların yaşantılarına ayak uyduramıyordum. Sanki onlardan ayrı düştüğüm için bir daha belimi doğrultamayacakmışım, sanki yaşam denen şey yüzüme kapılarını kapamış gibi suçlamalar ve üzüntülerle yiyip bitiriyordum kendimi.Kendisi de yetişkin bir kaçık sayılabilecek Pistorius, moralimi bozmamayı ve özsaygımı yitirmemeyi öğretti bana. Sözlerimde, düşlerimde, hayallerimde ve düşüncelerimde her zaman değerli şeyler bulup bunları hep ciddiye alarak ve üzerlerinde hep ciddi ciddi konuşarak örnek oldu.