şehriban

şehriban
@sehribank
instagram.com/kitapedebiya?ig... “Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan biriyim.” Sabahattin Ali
Öğretmen
Pamukkale Üniversitesi
Van
Sanat, Edebiyat, Felsefe
194 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kendisine bir iş için başvurduğumda, benimle ilgilendi ve daha ilk sözle birbirimizi anladığımızı, benimle herkesle konuşamayacağı gibi konuşabildiğini fark etti. Bana karşı açık tavrını da ne kadar övsem azdır. Kendisine açılan yüce bir ruh görmekten daha sıcak, gerçek bir sevinç yoktur dünyada.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ah, uyku sersemi sendeleyerek el yordamıyla ona yürüyüp, kendime gelince - basınç altındaki kalbimden gözyaşı selleri akıyor ve karanlık bir geleceğe bakarak umarsız ağlıyorum.
Birbirimizi mutlu yapamamamız yetmiyor mu, bir de her kalbin arada bir kendi kendine verdiği keyfi de mi karşılıklı kaçırmamız gerek? Haydi bana, huysuzluğunu gizleyip, çevresindeki sevinci berbat etmeden, kendine saklayan bir kişiyi gösterin! Yoksa bu aslında kendi densizliğimiz üzerine iç sıkıntısı, her zaman aptalca bir kendini beğenmişliğin kışkırttığı kıskançlıkla iç içe olan, kendi kendimizden hoşnutsuzluk değil mi? Kendimiz mutlu etmediğimiz mutlu insanları görmeye dayanamıyoruz.
Seni ve çevrendeki yakınlarını yeyip bitirmeden geçen bir an yok, senin yıkıcı olmadığın, olmak zorunda kalmadığın tek an yok; en masum yürüyüş bin zavallı kurtçuğun hayatına mal oluyor, bir ayak darbesi karıncaların binbir zahmetle kurduğu yuvayı harap edip, küçük bir dünyayı rezil bir mezar halinde eziyor.
İnsanın sonsuz mutluluğu olan şey, yine onun sefaletinin kaynağı olmak zorunda mıydı? Beni bol bol hazla doldurup taşıran, çevremdeki dünyayı cennet kılan, kalbimin yaşayan doğaya duyduğu dolu, sıcak duygu, şimdi her yolumda peşimi bırakmayan dayanılmaz bir eziyetçi oluyor benim için. Başka zaman kayalıktan nehrin öte yanına, bereketli vadiden tepelere kadar bakıp, etrafımdaki her şeyin filizlenip fışkırdığını gördüğümde; nehirden doruklara o dağların yüksek sıkı ağaçlarla bürünmüş olduğunu, çeşit çeşit kıvrımlı o vadilere en hoş ormanların gölgesinin vurduğunu gördüğümde, uysal nehir de fısıldaşan kamışların arasından akıp giderken, akşam esintisinin gökyüzünde salındırıp götürdüğü sevimli bulutları yansıttığında ve milyonlarca sivrisinek sürüsü güneşin son kızıl ışınında cesaretle dans ettiğinde ve son titrek bakışı vızıldayan böceği otundan kurtardığında ve etrafımdaki vızıltının, ötüşün dikkatimi yere çektiğinde ve sert kayadan besinini çıkaran yosun ve kuru kum tepecikten içeriye doğru büyüyen yuva, tabiatın içi hararetli, kutsal yaşamını bana açtığında: nasıl da bunların hepsini sıcak kalbime sığdırdım.