Mizahın Arkasındaki Kadim Keder...
8/10
·144 syf.··
2026 225. kitabı
Rıfat Ilgaz’ın Şeker Kutusu öykü kitabını okumak, benim için edebiyatın o steril, fildişi kulelerinden inip doğrudan mahalle bakkalının, kahvehanedeki emeklinin, ekmek kavgasındaki işçinin, yani o bizim insanımızın sıcak ve dumanı tüten hayatına karışmak gibiydi. Ilgaz, o muzip ama arkasında devasa bir keder barındıran kalemiyle beni öyle içten bir dünyanın içine çekti ki, sayfaları çevirirken yüzümde buruk bir tebessüm, içimde ise o eski, dürüst günlere duyulan derin bir özlem kaldı. ​Bu kitap benim gözümde sadece mizahi hikâyelerden oluşan bir seçki değil; Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinin, o yoklukla, bürokrasiyle ve geçim derdiyle boğuşan küçük insanın muazzam bir panoraması. Rıfat Ilgaz, o meşhur toplumsal gerçekçi damarını, ironinin ve mizahın o tatlı şerbetiyle öyle bir harmanlıyor ki, okurken hem ülkenin trajikomik hallerine kahkahalarla gülüyorsunuz hem de o yoksulluğun ortasındaki haysiyetli duruş karşısında boğazınız düğümleniyor. Kitaba adını veren o "şeker kutusu" gibi, hikâyelerin her biri dışarıdan tatlı ve cazip görünse de kapağını açtığınızda içinden hayatın o gerçek, sert ve bazen de mayhoş tatları çıkıyor. ​Yazarın o süssüz, yapaylıktan uzak ve halkın içinden süzülüp gelen dili beni en çok büyüleyen şey oldu. O, edebiyatı büyük laflar etmek için değil, sessizlerin sesi olmak için kullanıyor. Memurların evrak labirentlerinde kayboluşunu, esnafın ayakta kalma mücadelesini ve o küçük insanların devasa hayallerini anlatırken asla yukarıdan bir gözle bakmıyor; aksine, onlarla birlikte aynı çayı yudumluyor, aynı kadere omuz veriyor. ​Şeker Kutusu’nu bitirdiğimde, içimde hem o eski İstanbul’un, o eski mahalle kültürünün sıcaklığı hem de mizahın asıl görevinin "can yakmak değil, canı yananı ayağa kaldırmak" olduğuna dair sarsılmaz bir inanç kaldı. Bu kitap
İnsan ve Duygular
Şeker KutusuRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2017651 okunma
8/10
·224 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:22
Yıl  1826 İstanbul  2.Mahmut  dönemi 30 yıldır zindanların şeyhi kabul edilen hapisteki usta bir hırsız  ekibini toplayıp Kaşıkçı Elmasını  çalmak için plan yapar. Güvene dayalı bu planda isimler yerine birbirlerine hayvan isimleri ile seslenirler. Planı kuran aslan, eski arkadaşları bukalemun ve tuti ile aralarına yeni katılan ceylan ve porsuk. İşi veren ve kimsenin bilmediği tilki , porsuğun aşkı sarayda hizmetçi tavşan.  2. Mahmut dönemi Yeniçeri ocağının  kaldırılması, batıda Yunan isyanları, Mısır'da Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı sorunları, halkın değişime reformlara verdiği tepkiler, asayiş  ve düzenin isyanlar ile karmaşa içinde olduğu  bir zaman. Tüm bu kargaşa devrinde aslında dürüst  ama hırsız, güven ve kuşku arasında,  plan plan içinde, sırlar  ve  gizli intikam planları  arasında geçen bir hikaye. Kitabın ortasından sonra hızlanıp akıp gidiyor. Kullandigi kelimeler, dönemin hayatına dair,  geleneklerine dair anlatılarıyla zaman yolculuğuna çıkarıyor yazar. Ayrıca tarihi bilgilerimi de şöyle bir tekrar edeyim demeden geçemiyor insan. Kitabi okurken araştırdığım bilgiler Kaşıkçı Elması, 86 karatlık büyüklüğü, armudi kesimi ve etrafını çevreleyen çift sıra 49 adet pırlantasıyla Osmanlı'nın en değerli hazinelerinden biridir. Günümüzde İstanbul'daki Topkapı Sarayı Müzesi'nde sergilenen bu eşsiz taşın kökeni ve saraya nasıl geldiği hakkındaki rivayetler şunlardır: 1. Eğrikapı Çöplüğü Rivayeti (Halk Efsanesi) Tarihçi Reşad Ekrem Koçu'nun da aktardığı en yaygın hikayeye göre; 1699 yılında İstanbul'da bir kâğıt toplayıcısı, Eğrikapı çöplüğünde parlak, yuvarlak bir taş bulur. Değerini bilmeyen bu kişi, taşı bir sokak satıcısına sadece 3 tahta kaşık karşılığında verir. Satıcı taşı bir kuyumcuya gösterir. Kuyumcu taşın çok değerli bir elmas olduğunu anlar ama
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,391 okunma
Reklam
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 03:56
Sanki kendi çocukluğum geçti gözümün önünden, unuttuğum bir çok şeyi hatırlattı; acılarım, sevinçlerim, hüzünlerim, umutlarım ve hayallerim. Her çocuğun içinde olan ve zamanla unutulan yerini ufak bir sızıya bırakan o şey…
1000Kitap
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,4bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Şeker gibi bir kitap… Okudukça ağızda tatlı bir aroma bırakıyor. Çocuklara ahlâki değerleri aşılamak için didaktik olmayan eğlenceli bir hikaye. Sadece çocuklar için değil, yetişkin dünyasından sıkılan büyükler için de aynı zamanda.
Dünyanın En Önemli ÖğrencisiŞermin Yaşar · Taze Kitap Yayınları · 20241,681 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2026 1. kitabı
bazı kitaplar okunur, bazıları ise insanın içinde sessizce yaşamaya devam eder. şeker portakalı benim için ikinci türden oldu. zeze'nin küçücük omuzlarına yüklenen acılar, onun bitmeyen sevgisi ve hayal gücüyle birleşince ortaya unutulmaz bir hikâye çıkmış. sayfalar ilerledikçe bir çocuğun büyümek zorunda bırakılışına tanık oluyor, masumiyetin nasıl incindiğini hissediyorsunuz. kitap bittiğinde geriye yalnızca hüzün değil, insanın kalbine dokunan derin bir sıcaklık da kalıyor. belki de bu yüzden zeze'yi unutmak pek mümkün olmuyor.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,4bin okunma
Klasik okumayı sevemiyorum
10 / 5 Çok sıkıcı ( bana göre) Klasik kitapların ne konusu ne kapak tasarımı ne yazım dili ilgimi çekiyor Ve ben sözde edebiyat eseri okudum zaman hayatımın 5 dk si gidiyo gibi Klasik kitapları pek sevmiyorum açıkça
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,4bin okunma
Reklam
Reklam