Seko Slayson

Düşünsene: doğurduğun her üç çocuktan biri katil, öbürü kurban, üçüncüsü ise yargıç ve cellat olur. Her gün katilleri öldürürler, her gün de yeni katiller doğar; her gün katiller vicdanı öldürür, vicdan da katilleri idam eder; sonuçta ikisi de varlığını sürdürmektedir: Katiller de vicdan da. Nasıl bir sisin içinde yaşıyoruz böyle!
Sayfa 113·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Kukla tiyatrosu nasıldır, bilir misin? Kuklalardan biri yırtılırsa bir diğeriyle değiştirilir, ama tiyatro devam eder, müzik kesilmez, izleyiciler sevinçle alkışlar, çok ilginçtir. İzleyici, hiç yırtılmış kuklayı nereye attılar diye endişelenir mi, hiç onu çöp kutusuna dek izler mi? Hayır, oyunu izlemeyi sürdürür ve eğlencesine bakar. İşte her şey Bana da böyle eğlenceli gelmişti; davulların davetkâr biçimde çalınışı, kuklaların attıkları matrak taklalar, yaptıkları maskaralıklar; bu ölümsüz oyun öyle hoşuma gitmişti ki, Ben de bizzat aktör olmak istemiştim... Ah, nereden bilecektim, bütün bunların oyun olmadığını; eğer kukla sensen o çöp kutusunun bu kadar korkunç olduğunu; kuklaların yırtıklarından kan sızdığını — aldattın Beni ey en yeni dostum!
Sayfa 75·Kitabı okudu
Alıntı

Seko Slayson

, bir kitap okudu
9/10
·168 syf.·
23 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2025 15:33
·
2025 19. kitabı
Heinrich Böll
8.3/10 · 557 okunma
Ama sesim kırık dökük ve titrek benim. Kulağımda kalmış melodileri boşuna arıyor, bulup çıkaramıyorum. Pazar ikindisinin kahredici hüznünde bitip tükenmez dakikalar bunlar; ben onların nihayet bitkin soluyuşlarını duyuyorum, birer sigara yaktıklarını duyuyorum. Daha sonra ortalığı kaplayan sessizlik nefretle doludur. Hamuru masaya çarpıyorum; elimden geldiği kadar gürültülü sağa sola kaydırıyor, yuvarlıyor, tekrar çarpıyorum, milyonlarca yoksul aileyi, bu dünyadan gelmiş geçmiş, sevişmek için bir yer bulamamış bütün o yoksulları kıvırıyor ve pastanın içine meyveleri yerleştiriyorum.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Alıntı
Bazen orada Kaete'yi, çocuklarımı hatırladıkça ağladığım da olur. Bir sarhoşun gözyaşlarının değersiz, saçma olduğunu bile bile ağlar, içimde vicdan azabı değil de, yalnızca acı diye adlandırmak istediğim bir şeyler duyarım. Ben savaştan önce de içerdim, ama bu unutuldu sanki. Benim bu ahlak çöküntüm şimdi biraz hoşgörüyle karşılanıyor; çünkü, "Cepheye gitmişti," diyebiliyorlar benim için.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam