inanmakta geç sevmekte çabuktum
bazen yaşadıklarım aklıma gelir de
kaç kere umutsuzluğun yolunu tuttum
istenmeyen adam hemen her devirde
hemen her devirde ateşten bir buluttum
binlerce umuttan belki bir umuttum
Georgi Gospodinov müthiş yaratıcı; kurmacadaki başarısına hayran olduğum bir yazar. Kendi deyimiyle bir “hikâye avcısı”. Ama mesele yalnızca avlamak değil, yakaladığını aktarma mahareti. Sanırım burada çevirmenin de hakkını vermek gerekir
Ve Her Şey Aya Büründü gerçekten muhteşem. Öyle özgün ve akıcı öyküler var ki, kitap bittiğinde toplamda 19 öykü olmasına şaşırdım. Tek oturuşta bile bitecek bir ritme sahip.
En beğendiğim öyküleri sıralamak zor; birkaçından kısaca bahsetmek istiyorum:
Tören
Kuşaklar arasındaki o sessiz açılmayı, fark edilmeden büyüyen mesafeyi anlatıyor. Aynı yerde başlayan hayatların, başka şehirlerde ve ülkelerde dağılırken geride bıraktığı o tanıdık hüznü taşıyor. Gelenekselin yok oluşunda bir acı tat var.
Baba Edinme
İnsanın içine işleyen bir sıcaklığı var. Çocuklar evlat edinilebiliyorsa, babasız bir çocuk da kendine bir baba edinebilir; üstelik bu bir insan olmak zorunda değil. Sevginin sınır tanımadığını hatırlatan çok zarif bir öykü.
Ve Her Şey Aya Büründü
Kitaba adını veren bu metin, yakın geleceğe dair karanlık bir ihtimali yokluyor. Ölümün bile dizginlendiği bir dünyada, yaşamın anlamı neye dönüşür? Ölüm geldiğinde tüm tanıklar uzaktaysa, buna mesafenin şiddeti denir.
Bu kitapta tanışmanız gereken Carla, Henry, Lora, Floraller ve içmeniz gereken bir fincan vişne çayı var. Buluşmaya gecikmeyin; geç kalırsanız da o çayı tek için.
Müzede hoşuma giden bir başka durum da, mermer heykellerin kalıntılarını, bir heykel ayağından kopmuş küçücük bir parçayı bile azami titizlikle saklamaları. Illinois’lu bir eşek olarak bu parçalarda neyin kıymetli olduğunu hiç anlamıyorum, ama artık eminim ki, bunlarda kıymetli bir şeyler var; senin bu özenli korumacılığından epey etkileniyorum insan evladı! Aman sakla! Canlı ayakları kır, hiç önemi yok, ama bu kalıntıları saklamak zorundasın. Ne güzel; dirisiyle ölüsüyle sürekli değişim halinde olan insan soyu, bir mermer ayaktan kopmuş iki bin yıllık kırıntıları saklıyor.