Sel.mai

Sel.mai
- Kitap okuyor musunuz Bay Anderson? + Okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum. - Ama biz hissediyoruz. (Ölü Ozanlar Derneği)
Öğretmen
Lisansüstü
19 Eylül
146 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Beş defa okusanız beş defa da farklı yorumlayabileceğimiz sıradışı, psikolojik, felsefik ve belki de en çok siyasi bir kült eser. Ne olarak adlandırırsanız onu zirvede işleyebilirsiniz. Camus bu incecik kitaba tüm dünyanın siyasi problemini, toplumların sosyo kültürel çıkmazını, bireylerin travmatik hesaplaşmalarını ve özünde hepsinin de bir hiçlikte son bulduğunu bir çırpıda anlatıp bitiriyor, sanıyorsunuz ama bitirmiyor. Tekrar tekrar yeniden baştan aldırıyor. O zaman anlıyorsunuz ki hepimiz okuduğumuza bile yabancıyız. Ta ki kendimizi sorgulayana dek…
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137bin okunma
Reklam
10/10
·1552 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Üst üste böyle harika kitaplara denk gelmek müthiş oldu. Bundan önceki kitapta hissettiklerimin iki katını yaşıyorum. Yıkılıyorum resmen böyle güzel kitaplar bitince. Ve bitişin burukluğu…Düştüğüm çukurdan Edmund Dantes’in beni çıkarmasını bekleyecek kadar duygusal; acıyla baş edecek kadar Monte Cristo Kontu’yum. Edmund Dantes’in hiç olmamış gibi umarsızca yok olmasına dayanamayıp İllet bir hastalığa yakalanıyorum. Kitapla vedalaşamama hastalığı. Bunu İnce Mehmed’de de Martin Eden’de de yaşamıştım. İnsan zamanla iyileşiyor. Tıpkı Kont’un dediği gibi: beklemek ve umut etmek…
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,1bin okunma
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Ne mutlu işini severek yapanlara… Başlangıç insana öyle iyi geliyor ki… Ve bitişin burukluğunu yaşatan bir kitaba daha denk gelmenin mutluluğu. Bir sona varmanın üzerime ördüğü alınganlık ağını dağıtmaktansa daha da bürünüp kuşanıyor, bitemez, bitmemeliydi yalnızlığına düşüyor terk edilmiş hissediyorum. En basit ifadeyle bir yolcuyu uğurlarcasına hüngür hüngür ağlama hissi yaratır ve dünyanıza hiç gelmemiş, aynı hisleri paylaşmamış yani hiç olmamış gibi umarsızca yok olur bazı kitaplar. İllet bir hastalıktır, işini yapar sizi ortada koyar çeker giderler. Siz cebelleşir durursunuz. Bir mazoşiste döner bu ruhsal acıdan haz alırsınız. İşte o kitaplar bambaşkadır ve bu kitap öyledir. Tıpkı Nietzsche Ağladığında gibi… Hayranlık duyup özendiğim Ernest ve özellikle son bölümde (“Babanın dükkanındaki arka kapı mı? “Ve kapının sokağa değil de büyük bir depoya açıldığı yalanı - benim bütün hayatımın mecazıdır bu. Ben de sanki başka odalarım varmış gibi yapıyorum; oysa yüreğimin derininde ben de biliyorum başka odam olmadığını, depom yok, depoda sakladığım mal falan yok. Sokak aralarından, arka kapılardan girip çıkıyorum boyuna.”) duygudaşlık yaşadığım Marshal; iyiliği, şeffaflığı, merhameti; tamahkarlığı, hırsı, empatiyi kendi aynamıza yansıtmışlardır.
DivanIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 20216,7bin okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2025 18. kitabı
Elbette bu denli emek verilmiş araştırma yapılmış bir eseri beğendim ya da beğenmedim demek gibi bir hadsizliğim olamaz. Kaldı ki Buket Uzuner gibi kendini kanıtlamış bir yazara dair… öyle teknik terimsel açıklama yapma ihtiyacı duymuyorum yalnız naçizane bir iki cümle kurup kendine eş yazarlarla kıyaslamaya kalkarsak edebi bir doyum yaşadığımı, içerisinde kaybolduğumu söylemem zor. Kitabı okurken kendimden geçmedim, öyle bir yazın da beklemedim ama nedense olabilirmiş diyerek üzüldüm. Bu defa o en sevdiğim yemeği yiyememenin burukluğuyla ayrılıyorum Buket Hanımdan ama dediğim gibi herkesin damak tadı farklıdır. Ben saatlerce uğraşılmış ağır yemek severim siz devam edin ve deneyin. Mevzu güzel ve derin ama anlatım, işleyiş yüzeysel. Sevgiyle, kitapla kalın…
SuBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20196,2bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2024 21. kitabı
"Leylekler neden hep yüksekten uçar; bilir misin hocam?" Bilmiyordu Musa. Bilmemesi gerektiğini öğrenmişti artık. "Neden Kadri?" "Insan, şu dünyaya gelebilmek için muhtaç olduğu yegâne eylemi ayıp saymış ya; onu hiç aklım almaz benim. Onca canlı dururken insan, dünyaya gelme utancının yükünü zavallı leyleğin omuzlarına yüklemiş. O garibim de insana küstüğünden yukardan gelip gider işte." Bir seminer esnasında hem kendisiyle hem kitabıyla tanıştığım için çok şanslıyım. Yavuz Ahmet günümüzün güçlü kalemlerinden ve daha çok tanınması gereken bir yazar. Daha ilk sohbetimizde oluşan fikrim üzerine ikimizi de aynı kalıba koydum. “Hocam dünya yazmaktan okutmaktan ibaret, ne siyaset ne ekonomi; ne sağ ne sol benimser bizi. Biz de onları…” zihnimde bu düşünceler cirit atarken belki de günümüz sağcısından da solcusundan da bıkmış zatım için görmek istediğim buydu. Haddim olmayarak “işte dedim kendini gerçekleştirmiş bir insan, “insan” olabilmeyi merkeze koymuş ve bu uğurda da yazma yöntemini seçmiş bir yoldaş dedim. Ayrı yollarda gibi görünsek de bazı yollarda yoldaşız, yol bir mi ki sadece aynı yolun yoldaşı olalım. Uzatmayayım. Kitabı okuduğumda anladım ki yanılmamışım, iyilik iyidir’in başka bir uyarlaması ; okunması gereken dolu dolu bir hikaye. Üslubun sadeliği akıcılığı ifadenin ve zorlamaya kesinlikle kaçmayan edebi dilin insanı sarıp sarmaladığı keyifli bir roman. Ama asıl mühim olan yaşarken kıymeti bilinmesi gereken bir yazar.
Leylekleri BeklerkenYavuz Ahmet · Uzam Yayınları · 20249 okunma
Reklam