sonunda bana bir şeyler oluyor, gerçek bir şeylet, düşüncelerde değil, gerçek dünyamda bir şeyler oluyor. bu sahneyi defalarca aklımdan geçirmiştim. şimdi ise bunu, hissediyorum! kendi yazgımın kontrolünü ele almanın ne demek olduğunu artık biliyorum. çok korkunç ama harika bir şey.
“bu ölüler diyarında, bunlar ölmüş olanlar, şunlar da” diyerek mezarlığın terk edilmiş, eski ve bakımsız bölümünü gösterdi “asıl ölmüş olanlar. bu mezarlara bakan kimse yok, çünkü bunları tanıyan kimse kalmamış. işte onlar ölü olmamın ne demek olduğunu biliyorlar.”
işte en kötüsü bu ya! hayat, doğru cevapları olmayan bir sınav. her şeyi en baştan yeniden yaşama şansım olsaydı yine aynı şeyleri yapar, aynı şeyleri tekrarlardım.
ben ümitsizliği tedavi edemem doktor Breuer. onu incelerim. ümitsizlik özfarkındalık uğruna dönem bir bedeldir. yaşama derinlere inerek bakacak olursanız, ümitsizlikle her zaman karşılaşırsınız.