Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, ‘Bu böyle olmayabilirdi!’ düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.
Martin Eden benim için kolay bir okuma olmadı. Tempo olarak durağandı ve yer yer zorladığını hissettim. Eğer “okunması gerekenler” listesinde olmasaydı belki yarım bırakabilirdim. Ama bitirdiğim için memnunum.
Bu romanı güçlü yapan şey olay örgüsünden çok Martin’in iç dünyası. Asıl kırılma dışarıdan gelen reddedilme ya da yoksulluk değil; başarıya ulaştıktan sonra yaşadığı iç çöküş. Hayalini kurduğu yere geldiğinde, aslında inandığı değerlerin ne kadar yüzeysel olduğunu fark etmesi çok çarpıcıydı. Sevildiğini sandığı şeyin “kendisi” değil, başarısı olduğunu anlaması ise trajedinin en net anıydı.
Martin’in mücadelesi boyunca ayakta kalmasını sağlayan şey inancıydı. Ama o inanç yıkıldığında geriye bir boşluk kaldı. Bence romanın asıl gücü burada: İnsanın dış dünyayı yenip kendi içinde yenilmesi.
Benim için zor ama düşündüren bir kitaptı.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma