Kitap, ergenliğin o bildik "kabuğuna sığamama" halini alıp, onu çok daha sert bir zemin olan toplumsal sınıflara oturtuyor. Başkahramanımız olan genç kızın dünyasında ev, bir sığınak değil; başkalarına öykündüğü "parıltılı hayatların" önünde duran utanç verici bir engel. Kızın, ailesini beğenmemekle başlayan bu içsel savaşı, aslında bir kimlik inşasından ziyade, var olan kimliğini imha etme çabasına dönüşüyor.
Bu kızın anne babası olmak aile açısından nasıl hissediliyordu?
Kızın ruhsal olarak onlarla olmadıklarını anladıklarında neler hissettiler ? Gibi sorular bıraktı bende.