Puan vermedi·232 syf.··
2026 45. kitabı
“Beni Unutma”, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın (1926-1984) en bilinen ve en duygusal şiir derlemelerinden biridir. Kitap, şairin erken dönem aşk, ayrılık ve özlem temalı lirik şiirlerini bir araya getirir. Başlık şiiri, Türk edebiyatında unutulma korkusu ve kalıcı bağ kurma arzusunun en ikonik ifadelerinden biri haline gelmiştir. Yapısal ve Biçimsel Özellikler (Başlık Şiiri Üzerinden) Şiir serbest nazım biçimindedir, 6 bentten oluşur ve serbest ölçü kullanır. Her bentte “Beni unutma” redifiyle güçlü bir tekrar (anafor) vardır. Bu tekrar, yalvarış ve ısrarı vurgular, okuyucuda ritmik bir ezberlenebilirlik yaratır. Kafiye ve Ahenk: Tam kafiye, yarım kafiye, tunç kafiye ve zengin kafiyeler (örneğin: bile-sesiyle, gülüşün-gün, asa-rastlasa) ile akıcı bir müzikalite sağlar. Redifler (“de”, “üm”, “sen”, “tuğum gün”) duygusal yoğunluğu pekiştirir. Ses Olayları: Ünsüz yumuşaması, ulama, ünlü düşmesi gibi doğal Türkçenin akışını destekleyen unsurlar bolca kullanılır. Dil sade, anlaşılır ve konuşma diline yakındır. Söz Sanatları: Teşhis (kişileştirme): “Saat on ikiyi vurduğu zaman” (saate yorgun ses verme), “çılgın rüzgâr” (rüzgara deli esme). Mübalağa: “Senelerce sonra sana dönüşüm / Bir mahşer gününe de rastlasa”. İmge ve Semboller: Yeşil elbise (anıların somutlaşması), pembe karanfilde çiğ (hassasiyet ve tazelik), yorgun kuş (hüzün), mahşer günü (ölüm ve ahiret). Temalar ve İçerik Analizi Şiirin merkezinde unutulma korkusu yatar. Şair, insanın en sevdiği hatıraları bile zamanla unuttuğunu kabul eder ama sevgiliden bunu yapmamasını ister. Bu, klasik aşk şiirlerindeki “kalıcılık” arzusunun modern bir yansımasıdır. Zaman ve Hatıra: Saat 12 vurgusu, gece yarısı özlemin zirveye çıktığı anı simgeler. Şair her gece sevgiliyi “yaşar ve düşünür”, sevgiliden de aynı karşılıklılığı
Beni UnutmaÜmit Yaşar Oğuzcan · Ümit Yaşar Yayını · 1968147 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 31. kitabı
Şebnem hiç var olmadan nasıl da iz bıraktı içimizde... Ayfer Tunç, Kapak Kızı'nda Şebnem'in hikâyesini öyle incelikle işlemiş ki roman bitse de karakterler zihninizde yaşamaya devam ediyor. Kitap, her karakterin dünyasına ayrı ayrı dokunuyor. Bünyamin'in sırtını sıvazlamak, Ersin'i uzun uzun dinlemek, Selda'nın yanında olup elini tutmak istiyor insan. Çünkü onların hikâyelerini okurken yalnızca seyirci kalmıyor, yanlarında yürüyorsunuz. Bir Şebnem geçiyor herkesin hayatından ve herkeste farklı izler bırakıyor. Ayın kızı Şebnem, yalnızca çevresindekileri değil, okuru da kendine dönüp bakmaya zorluyor. Çünkü insan böyle; geçtiğini sandığı şeyler çoğu zaman gerçekten gitmiyor hayatından. Bir köşede kalıyor, derin izler bırakıyor ve hiç beklenmedik bir anda yeniden kanatıyor yaralarını. Ayfer Tunç'un en sevdiğim yanlarından biri de kısa cümlelerin içine koca anlamlar sığdırabilmesi. Örneğin; “Güvenli aile evinin insanı anlamaktan uzak kurallar silsilesi hayatın karşısında para etmiyordu.” cümlesi... Okuyup bir süre duvara bakıyorsunuz. Düşünüyorsunuz. Sonra kendi hayatınızı sorgulamaya başlıyorsunuz: Ne için yaşadım? Yaşadığımı gerçekten yaşayabildim mi? Geçen yılların hakkını verebildim mi? Kitabı bitirir bitirmez, sıcağı sıcağına yazıyorum bunları. Ve içimden şu geçiyor: Keşke bir gün Ayfer Tunç'u evime davet edebilme şansım olsa da karşılıklı oturup uzun uzun kahve içebilsek. Çünkü bazı yazarlar sadece hikâye anlatmaz; insanın içine dokunur, ona kendini anlatır. Ayfer Tunç da benim için tam olarak böyle bir yazar.
Duygu ve Düşünce
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 157. kitabı
𝙺ı𝚣ı𝚕 𝙶𝚎𝚌𝚎 𝚕 Herkese Merhabalar... Bugün sizlere kalemini severek okuduğum yazardan #kızılgece kitabı ile geldim. Evet kitabımız seri, en sevdiğim. Ve diğer bir en sevdiğim ise serinin tamamlamış ve elimde olması daha ne isterim ki. Fantastik evren okumayı severim ama ben en çok bu halde yazıldı ise severim. Nasıl mı? Karmaşık olmayan, heyecanlı ama aynı zamanda içinde aşk olan, maceralar ile kuşatılmış bol olaylı, az karakterli ve son sayfaya kadar merak edilen. Kızıl Gece de tam da böyle bir kitaptı. Başlar başlamaz su gibi aktı ve son sayfaya resmen ışınlandım desem yeridir. Çünkü elimden bırakmak istemedim. Rozelin ve Biran Nuh ile tanışın! Rozelin kendi halinde mütevazi denilecek bir hayatı varken her şey arkadaşının tavsiyesi ile gittiği yardım vakfı ile başlar. Bu vakıfta tek şart ise kan vermektir. Ve onun verdiği kan ile aranan bulunur. Rozelin yıllardır gördüğü rüyalara anlam veremediği yetmiyor gibi kendini onun içinde buluverir. Artık bambaşka bir evrendedir. Üstelik de hiç bu zamana kadar erkek arkadaşı bile olmamışken hamiledir. Nasıl olur demeyin! Rozelin gözünü açtığında başka bir yerdedir ve anlam vermeye çalışır ama daha ne olduğunu anlamadan ise kendini bir kaosun, çekişmenin ortasında bulur. Liderler arası çekişme ve taht kavgasına dönmesin mi? Akıllı olan, kurnaz olan ve veliaht veren lider olacak mı olacak. Peki bebek! İşte o ön bir ay sonunda doğacak eğer kabul edilen ve bir aşk bebeği ise de kehanetler ortadan kalkacak. Eee bunlar ne demek ya dediniz değil mi? Bu sefer ters köşe yapıp nasılı değil de sonucu yazdım ve okuyanlar bence hemen anladı.
Kızıl GeceDuruMavii · Vera Kitap · 2026201 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 32. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:58
90 sayfalık ince bir kitap. İki haftadır elimin altında. Her gün sadece birkaç sayfa okuyabiliyorum. Gerçekliğin ağırlığı yüzünden okurken nefes alamadığım için. Bu yüzden ne beğeni ne de puanlama yapabiliyorum. Kadınlara okuyun diye tavsiye edebilir miyim onu bile bilmiyorum. Kitap fuarında yky standında görüp daha önce okuduğum Ölü Kızlar kitabıyla karıştırdım. Sonra yazarların farklı olduğunu Bir Nehir Değil kitabını çok sevdiğim Selda Almada olduğunu fark edince pek de incelemeden hemen aldım. Faili belirsiz, cezalandırılmamış 3 kadın cinayetini araştıran yazar, her sayfada her paragrafta başka kadınların da yaşadığı cinsel istismarı, şiddeti, kadın cinayetlerini ve yok sayılmalarını yeniden anlatıyor. Yazmaya başlarken kitabın bitimine kadar geçen sürede gazetelerde adı geçen cinayete kurban gitmiş kadınların adlarını da ekliyor anlatının sonuna. Bizim ülkemizde de Anıt Sayaç var, her gün güncellenen, her gün yeni bir isim eklenen. Babaları, kocaları, kardeşleri, sevgilileri, oğulları tarafından öldürülen. Sadece kadın oldukları için öldürülen onca kadın diyor yazar ama anlattıklarında dikkat ettigim bir şey varsa; onlar sadece kadın değildi, YOKSUL kadınlardı.
Ölü KızlarSelva Almada · Yapı Kredi Yayınları · 2025229 okunma
10/10
·472 syf.··
2026 8. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:40
(Spoiler İçerir.) Yeşil Peri Gecesi, Ayfer Tunç’un üçlemesinin ikinci kitabıdır. İlk kitabı olan Kapak Kızı’nda asıl karakterimiz olan Şebnem’e söz hakkı verilmez. Orada kıskanılır, yargılanır ve dışlanır. Şimdi Yeşil Peri Gecesi’nde artık söz hakkı Şebnem’e aittir. Selda ve Ersin’den dinlediğimiz Şebnem’i şimdi kendisinden dinliyoruz. Şebnem, annesi ve babasıyla çok mutlu bir hayat sürerken babası iş kazası geçirir. Babasının geçirdiği bu iş kazasından sonra hayatları adeta tepetaklak olur. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Babası hayata küser, annesi ise onları terk eder. Bu şekilde yalnızlaşan Şebnem de ilgiyi başkalarından bekler. Hayatına sayısız erkek girer. Seçkin, Ali, Haluk ve son olarak Osman. Şebnem, Osman ile evlenir. Aklında hala unutamadığı gerçek aşkı Ali olsa da Osman’ı gerçekten sever. İkisinin de hayatı hiç kolay geçmediği için adeta birbirlerine sahip çıkarlar. Yıllar önce bir dergi çekimine verdiği çıplak pozlar Osman ile evliyken yoluna çıkar ve onu büyük bir sınava sürükler. Teoman(Osman’ın kardeşi), Şebnem’i Uluçmüdür(Teoman’ın nişanlısı Leyla’nın dayısı) ile birlikte olması için zorlar. Teoman bunu yapmak zorunda çünkü çok istediği hayatı Uluçmüdür ona sunacaktır. Şebnem’e kafayı takan Uluçmüdür onunla bir gece geçirir. Bu geceden sonra Şebnem büyük bir plan yaparak Uluçmüdür’ün, Teoman’ın ve Osman’ın hayatını yerle bir eder. Ben yanacaksam hepsi benimle birlikte yansın düşüncesiyle sonlarını kendi elleriyle hazırlar. Bu süreçte yanında da eski aşkı Ali vardır. Serinin ilk kitabı olan Kapak Kızı çok güzel bir kitaptı ancak sonunun daha etkileyici bir şekilde bitmesini beklemiştim. O yüzden Yeşil Peri Gecesi’ne başlarken yine öyle olur diye tereddüt ettim. Öyle olmadı arkadaşlar seriye devam edin çünkü beklediğiniz o çarpıcı ve etkileyici
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202011,7bin okunma
Selda Uygur: Babalar ve Kızları
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
“Denizleri çok severim… Rüyalarım… Taşların rengi de gökyüzü gibi kasvetlidir… Bu her gece böyle olur…” Bu şiirsel sözler, Babalar ve Kızları’nın açılış sahnesinde yer alıyor. Türk Edebiyatı yepyeni bir kalemin doğuşuna tanıklık ediyor bir süredir. Selda Uygur, Fazlı Necip’in Ah, Anne romanını günümüz Türkçesine aktaran ve Türk Edebiyatından Örneklerle “Edebiyat ve Kıskançlık” adlı çalışmalarıyla tanınan akademisyen bir yazar. Romanında pek çoğumuzun ama özlemle ama kasvetle dalıp gittiği o ölgün deniz manzaralarını işlemiş sevgili Selda. Denizin verdiği huzuru ve aldığı canları okudum bu eserde ve babaannesini… O mistik heyecanları bilirsiniz elbette, ölülerle konuşmaktan bahsediyorum. Ölümün kokusunu bilmeyeniniz kaldı mı? Ah bazılarınız anlayacaktır beni; insan olmak, düşünebilmek ve farkında olmak ne zordur bilirsiniz -ölümün kıyısında yaşarken. Rüyalardan bahsediyorum, kaçmayın; bitmek bilmeyen döngülerden, büyük ve kederli nefeslerden ve gecenin en zor saatlerinde yaşanan o ani irkilişlerden, uyanışlardan… Şanslıysanız, gecenin bu saatinde, yanı başınızda birisi vardır ve o kişi size ne olduğunu sormuştur. Ya kimse yoksa? Ya kimse size bir şey sormamışsa? Ya kimsecikler sizi sarıp sarmalamamışsa? İşte o zaman üzülmekte haklısınız derim. Yazık. Çok Yazık. İşte sevgili Selda, rüyalarından uyanırken adeta denizde boğulur gibi oluyor, tasvir ediyor ve yaşıyor o anı. Peki, ama neden? Ölülerle dans ediyor çünkü ve ekliyor -unutmadan: “Ölülerle dans edebilen birini kimse üzemez.” Kelimeler akmaya devam ediyor. İstanbul’un o eski yokluklar içindeki halini okuyoruz. Ancak yine de bir umut var o yıllarda. Kavganın, hasretin, kaosun, sanatın, edebiyatın ve kalabalığın şehri İstanbul’da yaşanıyor Babalar ve Kızları’na dair ne varsa. Kıskançlığın kitabını yazmış olan
Babalar ve KızlarıSelda Uygur · Bilgi Yayınevi · 202255 okunma