Nedendir hep bana ait bir şeyin, ilgimle gelişip,büyüyecek bir şeyin hasretini çektim? Galiba kendime saygı duymaya başlayacaktım. Çünkü insana, sahip olmak da yetmiş. Sahip olduğu şeye katkısı bulunsun, o şey bu katkıyla gelişip kıymetlensin istiyor. İşte o zaman öze güven dolayısıyla saygı başlıyor.
Mahmut Necmettin derdi ki; insan kendi tarihini, kültürünü iyi bilmeli, çünkü bütün hayatında onun yolunu çizecek olan bunlardır. Yahut da bilmezsen, bir başka taraflara sürüklenir gidersin. Sürüklenirsin temel olmayınca.
Kişi, zincirlerini fark etmeyecek kadar tutsaklaşır mı?
Olurmuş, öğrendim. Annem, kendi çapında bir timsaldi, o kadar. Zaten onun suçluluğunun ilk ve tek sebebi, benim varlığımdı. Bütün öbürleri buna bağlı, bundan kaynaklanan...
Tarih bilgim sadece sanat eserleriyle sınırlıydı. Osmanlı tarihini lisede gördüğüm kadarıyla biliyordum. Ne yapacaktım eğer gerçekten zaman yolculuğu yaptıysam, kendi zamanıma nasıl dönecektim?
Keşke dili olsaydı Tekfur Sarayı'nın, Galata'nın, Kız Kulesi'nin; konuşsalardı diye uzun uzun seyrettiğim zamanlar çok oldu. Kendimce onlarla konuştuğumda... Fatih'in aşık olduğu İstanbul'u merak ederdim hep acaba nasıldı diye, bakınca ne görüyordu. Ruhunu merak ederdim şehrin, güzelliğine düşen gölgeleri olmadan İhtişamla parıldadığı zamanları görmeyi çok isterdim.