Korkuyordu. Ecem sahnede rezil olmaktan korkuyordu işte. Yapma veya etme demenin bir anlamı olmayacağını bile bile diyorlardı ona. Bense ona yap diyordum. Rezil ol. En fazla ne olabilir ki? Yarışmanın güzel geçmesi için onun yanındayım. Diğerlerinin yanında olacağım gibi. Takım olmak bunu gerektirmez miydi?
DUYULMAYAN SÖZLER
𝙶𝙴𝙽𝙲̧𝙻𝙸̇𝙺 𝚁𝚄̈𝚈𝙰𝙻𝙰𝚁𝙸
Herkese Merhabalar...
Bugün sizlere adından da anlaşıldığı üzere bir gençlik kitabı ile geldim.
Hey gidi günler hey de demedim değil.
Tabi benim böyle yeteneklerim yoktu ehh sesim de yok
Ama ne varsa da gençlikte var dedim.
Herkese ve her yaşa hitap eden, gençlik rüzgarlarının estiği bir kitap.
Bir oturuşta okunacak , izler bırakacak bir okuma.
Arkadaşlık, aile ve yetenekler hepsinin iç içe geçtiği duygusal bir hikâye.
Muğla'ya doğru bir yolculuğa ne dersiniz?
Ecem annesi ile gelip Muğla'da yaşar.
Pek buraları sevmez ama annesinin memleketidir.
Babasını hiç tanımayan ve bilmeyen Ecem ise zamanla ki bu son sayfalarda onu da öğrenecektir
Onu orada sıkıcı hayattan koparan tek şey ise çocukluk arkadaşı, sırdaşı, can dostu Cenk'tir.
Günleri aynı geçen ve amacı olmayan Ecem için arkadaşı Cenk'in hayali bir aracı olur.
Müzik ile iç içe olan ve bir grubu olan Cenk adını duyurmak ve katıldığı yarışmayı kazanmak ister.
Ama işler pek umduğu gibi olmaz.
Solistleri olan ve kalbini çalan kız ne yazık ki gruptan Ecem sayesinde atılır.
Bence de hiç hak etmeyen biriydi iyi yaptın Ecem.
Cenk'in hayalleri için sadece söz yazarlığı yapan Ecem korkularına rağmen sahneye çıkıp şarkı söylemeyi teklif eder.
Cenk de hemen kabul eder ki bu büyük bir fedakarlıktır.
Aynı zamanda grubun baterist ve diğer söz yazarı Arda ile de uyum içinde olan Ecem aynı zamanda kalbinin kapısının yerini de öğrenmiş olacaktır.
Korkularını yenmesine de Arda yardım edecektir.
Birlikte, müziğin ritmi ve beraberlik içinde adım adım gelen zafere doğru olan gençlerin hikayesini okumaya ne dersiniz?
Kitap sizi bekliyor...
KIYMETLİ KÜÇÜK ŞEYLER
New York Times'n En Çok Satan Kitabı
Sırlarla ve Yalanlarla Dolu Şok Edici Bir Dolandırıcılık Hikâyesi
Herkese Merhabalar...
Sizlere yepyeni bir kitap öle geldim.
Evet bu aralar epey göz önünde olan bir kitap ki bende okumasam olmaz dedim.
Bazı hikâyeler var, ilk sayfadan itibaren insanın içine bir huzursuzluk bırakıyor.
Kıymetli Küçük Şeyler tam olarak o hisle başladı bende.
Okudukça “olan biten ne?” sorusundan çok, “insan neyi neden yapar?” sorusu öne çıkıyor.
Bu da beni kitabı daha fazla merak etmeme yol açtı.
Tamam bir çok kişi gibi başlarda biraz ağır geçen tempo olduğunu düşünmüş olabilirim ama yazarın kalemine alışınca bu beni rahatsız etmedi.
Nina ve Vanessa…
Hayatları, seçimleri ve gerçekleri birbirinden çok farklı iki kadın.
Nına sahtekarlığı sanata dönüştürmüş bir kadınken,
Venessa ise zenginlik ve ihtişam içinde büyümüş bir kadındır.
Sayfalar ilerledikçe bu iki kadının farklarının aslında ne kadar iç içe geçtiğini görmek oldukça çarpıcı.
Hikâye, tek bir olay etrafında dönüyor gibi görünse de asıl mesele karakterlerin iç dünyaları, bastırdıkları duygular ve yüzleşmekten kaçtıkları gerçekler.
En sevdiğim yanı, okuru sürekli düşünmeye itmesi oldu.
Ki böyle okumaları her zaman ayrı severim.
Kime güvenilir, kimin anlattığı ne kadar doğru, görünen ile gerçek arasındaki çizgi nerede başlıyor? Janelle Brown bunu yüksek tempodan çok, psikolojik gerilimle ve ince detaylarla kurmuş. Bitirdiğimde olaydan çok, karakterlerin bende bıraktığı hisler ise aklımda kalanlar oldu.
Benim için sessiz ama güçlü ilerleyen, parıltılı hayatların ardındaki kırılganlıkları hissettiren bir okuma oldu.
Kimin av, kimin avcı olduğu son sayfalarda belli olacak!
#kıymetliküçükşeyler #seldacacomments