Selenay Sarıkaya Daban

Selenay Sarıkaya Daban
@selenays_
Ürün Teşhir Stant Tasarımcısı
Afyon Kocatepe Üniversitesi
Van
İstanbul
158 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
En Zayıftan En Tehlikeliye
7/10
·192 syf.··
2026 29. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 17:31
Solo Leveling 2 ile birlikte Sung Jin-Woo gücüne güç katmaya devam ediyor. Görevlerini tamamladıkça yalnızca seviyesi değil, yetenekleri ve kabiliyetleri de gelişiyor. Karşılaştığı zorluklar karşısında asla pes etmemesi ve görevler sırasında mantıklı kararlar alması karakteri daha da sevdiriyor. Güçlenmesine rağmen dikkat çekmemeye çalışması hoşuma gitmişti ancak Kertenkeleler ile yaşanan olaylardan sonra artık gözlerden uzak kalması pek mümkün görünmüyor. Yeni gelen görevle birlikte karakterin dönüşümünün bu kadar hızlı ilerlemesi beni biraz şaşırttı. Yer yer bir oyun karakterinin seviye atlayışını ve görev tamamlayışını izliyormuşum hissi verdi. Yoo Jin-Ho ise bu ciltte sevdiğim karakterlerden biri oldu. Zengin olmasına rağmen şımarık biri olmaması, ölüm tehlikesi karşısında bile yanında olan insanı satmaması karakteri daha çok sevmemi sağladı. “Avcıysanız… avlanmaya da hazır olmanız gerektiğini söylüyorum.” Her ne kadar Jin-Woo’nun “katil modu” oldukça hızlı açılmış olsa da, bu cümleyi kurduğu sahne fazlasıyla havalıydı. Genel olarak ilk cilde göre daha hareketli, daha heyecanlı ve merak uyandıran bir devam kitabıydı.
1000Kitap
Solo Leveling, Vol. 2Chu Gong · Yen Press · 2021302 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir Doğrunun Bedeli
10/10
·96 syf.··
2026 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:09
Thebai Üçlemesi içinde beni en çok etkileyen eser kesinlikle Antigone oldu. Üç kitap arasında bende yeri en ayrı olan da o. Bitirdiğimde geriye yalnızca bir tragedya değil; karakterinin gücüyle uzun süre zihnimde kalacak bir hikâye bıraktı. Hikâye, Oidipus’un ölümünden sonra Thebai’de geçiyor. Oidipus’un oğulları Eteokles ve Polyneikes, taht uğruna birbirine düşüyor ve sonunda savaşta birbirlerini öldürüyorlar. Tahta bu kez Kreon geçiyor. Kreon’un ilk buyruğu ise trajedinin başlangıcı oluyor: Eteokles şehri savunduğu için onurlu şekilde gömülecek; Polyneikes ise Thebai’ye karşı savaştığı için hain ilan edilip gömülmeyecek. Cesedi şehir dışında bırakılacak ve ona dokunan herkes ölümle cezalandırılacak. Ama Antigone bunu kabul etmiyor. Çünkü Polyneikes, her şeyden önce onun kardeşi. Antigone için onu gömmek yalnızca bir aile görevi değil; tanrılara, vicdanına ve kendi doğrularına karşı yerine getirmesi gereken kutsal bir sorumluluk. Bu yüzden Kreon’un buyruğuna rağmen kardeşinin bedenini gömüyor. Yakalanıyor. Ve geri adım atmıyor. Antigone’nin beni en çok etkileyen yanı da buydu. Kendisinden itaat beklenen bir dünyada, kendi sesinden vazgeçmeyen bir karakter olması. Erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü, kadının sözünün değersiz görüldüğü bir düzende; ailesi, inancı ve doğruları uğruna tek başına ayakta durabilmesi çok güçlüydü. Babası Oidipus’un sürgününde de onu yalnız bırakmamıştı. Antigone’nin sadakati aslında o zamandan belliydi. Bu hikâyede de aynı sadakati görüyoruz. Dünya Polyneikes’i hain olarak görebilir; ama Antigone için o hâlâ kardeşi. Ve o, kardeşini son yolculuğunda yalnız bırakmamayı seçiyor. Onu bu kadar unutulmaz yapan şey de tam olarak bu: Sonucunu bilse bile kendi doğrusundan vazgeçmemesi. Trajedinin sonu ise baştan sona biriken ağırlığı daha
AntigoneSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20226,3bin okunma
Yıkımdan Sonra Gelen Kabulleniş
8/10
·112 syf.··
2026 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 19:00
Oidipus Kolonos’ta, benim için bir çöküş hikâyesinden çok, çöküşten sonra geriye kalanlarla yaşamayı öğrenmenin hikâyesiydi. Kral Oidipus’ta gerçekle yüzleşen, her şeyini kaybeden ve kendi felaketinin ağırlığı altında ezilen Oidipus’u görmüştük. Burada ise karşımızda bambaşka bir Oidipus var: yaşlanmış, kör, sürgün edilmiş ama ilk kez kendisiyle hesaplaşmasını tamamlamış biri. Bu kitapta en çok etkileyen şey, Oidipus’un artık kendini eskisi gibi suçlu görmemesiydi. Başına gelenlerin ağırlığını hâlâ taşıyor ama artık o yükün tamamını omuzlarına almıyor. Babasını öldürdüğünü de annesiyle evlendiğini de bilmeden yaptı. Kaçmaya çalıştığı kaderin içine doğduğunu kabul ediyor. Ve belki ilk kez kendine karşı daha adil davranıyor. Bu yüzden Oidipus Kolonos’ta bana biraz kabullenişin hikâyesi gibi geldi. İnsanın yaşadıklarını değiştirmesi her zaman mümkün olmuyor ama onlara hangi gözle bakacağını değiştirmesi mümkün. Oidipus’un yolculuğu da tam olarak buna dönüşüyor. Bir diğer etkileyici nokta ise kızlarıydı. Özellikle Antigone’nin, babasını sürgününde bir an bile yalnız bırakmaması… Oidipus her şeyini kaybetmişken yanında kalan şeyin hâlâ sevgi olması çok dokunaklıydı. Gücünü, tahtını, gözlerini, geçmişini kaybediyor ama kızlarının bağlılığını kaybetmiyor. Hikâyedeki en büyük sadakat belki de burada. Ve kitabın en çarpıcı düşüncelerinden biri: hayatı boyunca lanetle anılan bir adamın, ölümünden sonra bedeninin bulunduğu yere koruma ve bereket getirecek olması. Yaşamı boyunca acı, sürgün ve kayıpla anılan Oidipus’un, ölümünde bir şehre refah ve kutsallık bırakacak olması çok güçlü bir karşıtlık yaratıyor. Bazı hayatlar yaşanırken bir lanet gibi görünür ama anlamları ancak sonrasında anlaşılır. Oidipus yaşarken dışlanan bir adamdı. Ölümünden sonra ise uğruna mücadele
Oidipus Kolonos’taSophokles · İş Bankası Kültür Yayınları · 20162,168 okunma
Kaçışın Sonu Yazgıysa
9/10
·56 syf.··
2026 26. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 15:50
Kral Oidipus beni en çok etkileyen tragedyalardan biri oldu. Çünkü bu hikâye yalnızca bir adamın yıkımını değil; kaderden kaçmaya çalışan bir insanın, tam da ondan kaçarken kaderine yakalanışını anlatıyor. “Bu çocuk büyüyünce babasını öldürecek ve annesiyle evlenecek.” Bu kehaneti duyan Thebai kralı Laios ile kraliçe Iokaste, oğullarını doğar doğmaz ölüme terk eder. Ancak Oidipus ölmez; başka bir aile tarafından büyütülür ve gerçek anne babasını bilmeden yetişir. Yıllar sonra aynı kehaneti kendisi de duyunca, büyüdüğü insanlara zarar vermemek için evinden ayrılır. Fakat kaderden kaçmak için attığı her adım, onu kaçmaya çalıştığı sona biraz daha yaklaştırır. Yolda karşılaştığı bir adamı öfkeyle öldürür; onun öz babası Laios olduğunu bilmez. Ardından Thebai’ye gelir ve şehri Sfenks’in yarattığı felaketin ortasında bulur. Sfenks’in sorduğu bilmeceyi çözen Oidipus, Thebai halkını kurtarır ve kahraman ilan edilir. Eski kral ölmüş olduğu için tahta geçer; ödül olarak dul kraliçe Iokaste ile evlenir. Trajedinin asıl ağırlığı da burada başlıyor. Kitap başladığında Oidipus zaten Thebai kralı, Iokaste ile evli ve çocuk sahibi. Halk onu kurtarıcı olarak görüyor. Ancak şehir büyük bir salgının pençesinde. Bunun sebebini araştırdığında korkunç bir kehanet ortaya çıkıyor: “Eski kral Laios’un katili bulunup cezalandırılmadan şehir kurtulmayacak.” Oidipus da katili bulmaya karar veriyor. Ve böylece hikâye bir trajediden çok bir soruşturma gibi ilerlemeye başlıyor. Oidipus gerçeği bizimle birlikte adım adım araştırıyor. Her yeni ipucu, çözülen her düğüm, onu kaçamayacağı hakikate biraz daha yaklaştırıyor. Kral Oidipus bu yönüyle benim için yalnızca bir tragedya değil; kader, özgür irade ve insanın kendi gerçeğiyle yüzleşmesi üzerine unutulmaz bir metin oldu. Bir dedektif
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
Karanlıktan Şafağa
10/10
·692 syf.··
2026 25. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 15:28
Not: Bu inceleme, Fırtına İmparatorluğu ve Şafak Kulesi için yaptığım tandem okumanın ortak yorumudur. Spoiler içerir. Cam Şato serisine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Fırtına İmparatorluğu ve Şafak Kulesi arasında tandem okuma yaptım ve ilk defa böyle bir okuma deneyimi yaşadığım için benim için ayrı bir heyecanı vardı. İki kitaba başlamadan önce 1400 sayfalık toplam hacim gözümü korkutmadı desem yalan olur. “Bu kadar sayfayı gerçekten keyif alarak okuyabilecek miyim?” diye düşündüm. Çünkü seride beni çok etkileyen kitaplar olduğu kadar okurken zorlandığım, bitsin diye sayfa çevirdiğim kitaplar da olmuştu. Bu yüzden biraz tedirgin başladım ama iki kitap da beni şaşırtmayı başardı. Yorumuma önce Fırtına İmparatorluğu ile başlamak istiyorum çünkü onu ilk bitirdim ve duygularım hâlâ çok taze. Kitap boyunca Aelin beni gerçekten çok zorladı. Normalde sevdiğim bir karakter olmasına rağmen bu kitapta onu fazlasıyla itici, ukala ve her şeyi bilen bir tavırda yazılmış hissettim. Son düzlük olmasa “Bu nasıl kraliçe olacak?” diye düşünmeden edemedim. Elbette Aelin’in perde arkasında planlar çevirdiği belliydi ama yazar gizem yaratmaya çalışırken beni karakterden uzaklaştırmış gibi hissettirdi. Bu yüzden kitapta en az okumak istediğim bölümler Aelin ve Rowan sahneleriydi. Buna karşılık Elide ve Lorcan ikilisi kitabın benim için parlayan tarafıydı. Onların sahnelerini okurken sürekli heyecanlandım, gülümsedim. Elide zaten Manon’u bana sevdiren karakterdi, şimdi aynı şeyi Lorcan için de yaptı. Yanında kim olursa olsun yumuşatmayı başarıyor. Ardından Manon ve Dorian… Bu ikili kitabın en etkileyici çiftlerinden biriydi. Aralarındaki gerilim, çekim ve enerji inanılmaz güçlüydü. Dorian’ın her fırsatta Manon’un yanında bitmesi beni hem güldürdü hem de çok keyif verdi. Lysandra ve
1000Kitap
Şafak KulesiSarah J. Maas · Dex Kitap · 20191,498 okunma