Mark Twain'in kaleme aldığı “İnsan Nedir?” adlı bu kitap, adı ve kapak fotoğrafıyla ilgi çekmeyi başarıyor. Kitap genç adam ve yaşlı adamın diyaloglarıyla ilerliyor. Başından sonuna kadar sorgulayıcı bir tutumla okuyacağınıza eminim. Yaşlı adam, insanın makineden fazlası olmadığını iddia ediyor ve kitap bu şekilde başlıyor.
Sahi İnsan nedir? Yaşlı adam: “Benim için İnsan, pek çok mekanizmadan oluşmuş bir makine. Bu mekanizmaların ahlaki ve zihinsel olanları, içerideki Efendinin dürtülerine göre otomatik olarak hareket ediyorlar. Bu efendiyse, mizaçtan pek çok dış etkenle eğitiminin birikiminden inşa edilmiş. Makinenin tek işlevi, arzuları iyi ya da kötü olsa da Efendinin ruhsal tatminini sağlamak. Mutlak iradesiyle itaat edilmesi gereken, her zaman da itaat edilen bir makine.”
Yaşlı adam, insanın kendi menfaati, içsel huzuru ve ruhsal rahatlığı olmadan tek şey bile yapmayacağını söylüyor. Peki karşılıksız yardımlar? Onların da kendi ruhumuzu tatmin eden nedenlerden dolayı yapıldığını, en önce kendi iyiliğimiz için, bundan yararlanan kişinin ise ikinci planda olduğunu söylüyor. İnsanı bir bukalemuna benzetiyor, insanın doğası gereği yaşadığı yerin rengini aldığını, çevresindeki insanların fikirlerini, tercihlerini, ahlakını, dinini yarattığını ve insanın bunların hiçbirini kendisinin yaratmadığını dile getiriyor. İnsanı yalnızca dış etkenler yaratır kalıbı ortaya çıkıyor. Yaşlı adam aklın insandan bağımsız olduğunu da söylüyor. Aklın istediğini yapabileceği ve kişinin onun üzerinde etkisi olmadığını. Yaşlı adam daha bunun gibi birçok tanımlamalar ve örnekler vererek insanı sorgulatmaktan bir an olsun vazgeçmiyor ve genç adam ilk olarak bu söylediklerine katılmasa da ilerleyen zamanlarda yaşlı adamın verdiği örneklerle söylediklerinin hiç de mantıksız olmadığını
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202319bin okunma
Edgar Allan Poe'den okuduğum ilk eserdi. Kitap polisiye dedektiflik tarzında yazılmış dört hikayeden oluşuyor. Bu dört kısa hikayede yaşanan cinayetlerin çözülüşü anlatılıyor. Kitabın ana karakteri Dupin, analizi kuvvetli karşındakini kitap gibi okuyan bir dedektif. Cinayetlerde kimsenin ilgisini çekmeyen ayrıntıları gözlemleyen ve cinayetleri açığa çıkaran Dupin insanları tasvir edişiyle çok ilgi çekici bir karakterdi. İlk hikaye Morgue Sokağı Cinayeti diğerlerine göre sonu şaşırtıcı ve garip bir hikayeydi. Sakin bir hayat süren anne ve kızın vahşice katledilişi anlatılıyor bu hikayede. Annenin başının gövdesinden ayrılışı, kızının boğulduktan sonra baş aşağı bir şekilde evin bacasına sıkıştırılmasıııı ve kim işledi bu cinayetiii diye söylenmelerimle hikaye beni içine çekmeyi başardı. Cinayet, gizem, polisiye tarzı seven okurlar için şahane bir kitap :)
1soru1cevap sayfasını takip ederken gördüğüm İnsanın Merak Yolculuğu, her sayfasında yeni bir hikaye, yeni bir bilgi, yeni bir kitap, yeni bir düşünceyi belki sayamayacağım buna benzer birçok şey kattı bana. Kitapta birçok yazarın, ressamın, sporcunun hayatından kesitler, okuma rutinleri, alıntılar, daha önce duymadığım sendromlar, tavsiye kısımları ve zaman yönetimi, mutluluk, motivasyon açısından birçok bölüm var. Bir hamlede okunabilecek bir kitap değil, sindirilerek okunması gereken kitaplardan biri. Ayrıca bu kitap bir kere okunup bırakılacak bir kitap da olmayıp hayatımızın belirli dönemlerinde yol gösterici olabilecek bir kitap. Çok fazla altını çizdiğim yer var. Bu altını çizdiğim yerler bana farklı araştırma kapılarına yol açtı. Umarım diğer okur arkadaşlarımda da aynı etkiyi yaratır. Kitabın asıl ilgimi çeken yanlarından biri de soru ve cevaplardan oluşmasıydı. Ben kitabı severek okudum ve sizlerinde okumasını tavsiye ediyorum. Son olarak kitabı hazırlayanların emeğine sağlık :)
"Pandalar Uçabilir" adıyla dikkatimi çeken, deneme türünde olan bu kitap özenerek hazırlanmış içerisindeki kısa sözler barındıran, yer yer minik resimlerle süsleyen, içerisinde bizi alıp sürükleyen kısa hikayeler ve son olarak şiirlere yer veren bir kitap. Dikkatimi çeken yerlerin altını çizeyim derken tüm kitabı çizdiğim kitaplardan biri de diyebilirim :)
İnan.
Yaralar sarılır, küsler barışır, gece aydınlanır.
İnandığın doğrular aslında birer masaldır. Masallar acıtmaz gerçekler kadar, gerçek masaldan daha yalandır.
Yağmur yağar. Sonra diner.
Bazıları hiç dönmez. Bazı acılar diner.
Bazı yaraları kim okşasa geçmez.
Er geç iyileşir hakkına girilen yürekler. Bu devran böyle sürüp gitmez.
Bir gün...
Susayan kanar susadığı ne varsa.
Aşka doyar mesela, ya da gülümseyen insan suratlarına.
Gülmek güzeldir. Yaşamak güzeldir. Sevmek güzeldir.
Güzel olan her şey nefreti yenebilir.
İnanmak her güçlüğü yenebilir.
Eğer inanırsan, pandalar bile uçabilir...
Asla çocuk romanı olarak düşünmediğim, gerek kurgusu gerek üslubu özellikle sürükleyici anlatımı ile film gibi kitap diyebileceğim bir romandı. (Ama tabiki ilk kitabı favorimdii.)