Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle;
Yaşanır mı hiç günah işlemeden, söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.
-Ömer Hayyam
Ve şimdi gezdir gözlerini Semerkant’ın üzerinde!
Değil mi ki o yeryüzünün ecesi? Alıp tüm diğer kentlerin yazgı iplerini ellerine, çıkmamış mı hepsinin üstüne o mağrur?
-Edgar Allan Poe
“Be makam-ı Konstantiniyye el mahmiyye…”
Yüzyıllar boyu Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün fermanlarında ve kayıtlarında şehrin adı böyle geçerdi: Konstantiniyye. Memalik-i Mahrûsa’nın, Allah’ın inayetiyle korunup gözetilen beldelerin merkezi Konstantıniyye bütün Arapların tarihinde, İslam tarihi boyunca bu adla anılırdı. Kimse şehrin kurucusu olan hükümdarın ne adını küçümserdi ne de inkar ederdi.
…
Büyük Konstantin’in adını taşımaktan dolayı Osmanlı İstanbul’u hiçbir zaman yüksünmüş değildir. Dolayısıyla bu konuda hassasiyete lüzum yoktur.
Vakıa mütareke döneminin tatsız günlerinde Konstantin isminin Türkleri rahatsız etmesi tabiidir. Çünkü işgal kuvvetleri içinde yer alan Yunanlılar küçük Yunanistan’ın Kralı Konstantin’le tarihteki büyük Konstantin’in ismini birbirinin yerine koymaya çalıştılar. Bu isim o yüzden değersizleşti. Lakin o vakit çoktan geçti.