Ben soğukkanlı bir kafayla yeni fikirlerin sözünü etmek yerine, ateşli bir dille olağan sözler sarf etmenin hayatın içinden olduğuna inanmaktayım. Vücudu hareket ettiren kan olduğu için. Sözler sadece havada dalgalar oluşturmakla kalmayıp daha güçlü nesneler de hareket ettirmeye muktedir olduğu için.
Tütsünün kokusunun ilk tutuşturulduğu anda, içkinin tadının da ilk yudum anında alınması gibi aşk dürtüsünün de ancak ve ancak böyle ilk anda ortaya çıkabileceğini düşünmekteyim. Bir kere o an, sıradan bir şekilde yaşanıverdi mi gel zaman git zaman samimiyet artsa da aşk duyguları yok olup gider.