O bakımdan, içinde sanat yapıtlarının doğduğu, destek gördüğü bir toplumda, sanat yapıtı diye ortaya çıkan, bu savı taşıyan her şeyin gerçekten sanat yapıtı olup olmadığını, eğer böyleyse gerçekten iyi olup olmadığını; hem sanat yapıtı hem de iyi ise, bu kez de gerçekten önemli olup olmadığını ve onun uğruna yapılması istenen fedakarlıklara değip değmediğini bilmek gerekir.
Çoğu insan sevgiyi ne almayı ne de vermeyi bilir; çünkü ödlektir, kibirlidir, korkuları vardır. Sevgi verdiği zaman utanır ve diğerine teslim olup sırrını paylaştığı zaman daha da utanır. Bu üzücü sır şudur ki, insanın şefkate ihtiyacı vardır, onsuz yaşayamaz. Bence gerçek bu.
Ben ilk gördüğümde o yüz açıktı; öylesine beklenti dolu, ışıltılı ve açıktı ki, ancak hayatın başında olan, bilgi ağacının meyvesini tatmamış, henüz acı ve korku nedir bilmeyen bir insanın yüzü böyle olabilirdi. Daha sonra yavaş yavaş ciddileşti. Gözler dikkatle izlemeye başladı, o hafif aralık, dalgınca açık ağız sımsıkı kapanıp sertleşti.