Hiçbir deneyimin boşa olmadığını sonunda anlamaya başlıyordum. Başımıza gelen her şeyin bir sebebi vardı, biz onun görünür önemini fark etsek de edemesek de bu böyleydi. Hayatımızdaki her şey en nihayetinde bizi bir yere sürüklüyordu.
O zamanlar fark edemediğim şey, acı veren bir şeye direndiğimiz zaman sıklıkla kaçınmaya çabaladığımız acının süresini uzattığımızdı. Bu şekilde yaparak sürekli acıyı zaman aşımına uğratırız.
Zaman onları alıp götürecek diye kendimi teselli ettim; o her şeyi alır, geçerken hiçbir şeyi unutmaz ve onu durdurmak ya da ileri doğru sürmek istesek de çabamız aynı oranda beyhudedir, onu değişmez seyrinden asla saptıramaz.