İnsan ırkının bir üyesi olduğunuz için şiir okursunuz, insan ırkı da tutku doludur! Tıp, hukuk, bankacılık- bunlar hayatı sürdürmek için gereklidir. Peki ya şiir, romantizm, aşk, güzellik? Bunlar ise uğruna hayatta kaldığjmız şeylerdir!
Öncelikle kitabın beş, akıcı öyküden oluştuğunu belirterek başlamak istiyorum. Öyküler oldukça başarılıydı.
Kitaba ismini veren öykü yani Beyaz Geceler, yazarın hayalperest diye adlandırdığı karakterimizin akşamüzeri tanıştığı Nastyenka ile geçirdiği dört geceyi anlatıyor. Hayalperestimiz, Nastyenka’yı tacizcilerden kurtarıyor ve tam olarak tanıştığı gece ona aşık oluyor fakat Nastyenka’nın da bir yıldır beklediği bir adam var. Hayalperestimiz, aşk acısından kahroluyor. Daha fazla detay verirsem spoilera girecek.
Fakat ben Dostoyevski kaleminin çok daha iyi olduğunu biliyorum, çok daha iyi kitaplarını okudum. Bu kitabı da henüz 27 yaşındayken yazdığını ve basılan ilk kitaplarından birisi olduğuna yorup değerlendirme yapıyorum.
“Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?”