İşin aslı şudur ki insanlar da zaman kadar akışkandır. Tuhaf şekilli bir sürahiye koyulan su misali içine düştüğümüz durumlara uyum sağlarız - köşe bucak her yere akmamız biraz zaman alsa bile. Uyum sağladığımızdan dolayı da bazen içinde kalmamız söylenen kabın ne kadar eğri büğrü, konforsuz veyahut düpedüz yanlış olduğunu fark etmeyiz.
Ferrante’nin ilk kitabıymış ama iyi ki kendisiyle tanıştığım kitabı bu değil. Okuduğum ve sıkıldığım tek kitabı Belalı Aşk oldu. Annesi ve annesiyle olan ilişkisini anlattığı ama anlatırken sürekli tekrarları ve uzun betimlemeleriyle iç karartan
bir hikaye.
Colleen Hover yine bildiğimiz gibi. Güzel örülmüş ilişkiler sarmalını ince ince işleyip tatlı romantik bir sonla bağlayıp içimizi yine sıcacık yapıyor.
Kitap Aşk ve Önyargı’yı daha önce okumadıysanız çok keyifli ve akıcı bir kitap olacak diye düşünüyorum. Ama esinlendiği kitabı (esinlenmek biraz hafif kalıyor) sayfaları atlayarak ve iç sıkıntısıyla okuyorsunuz. Aslında karakter isimlerini aynı koymasa ve az biraz daha konuyu değiştirse bambaşka ve çok eğlenceli bir kitap olabilirmiş. Yazık olmuş!
Zorbalık üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri olabilir. Özellikle çocukların vücut dilini okuyamayan ebeveynler için içine kapanan, hayata ve çevresine karşı kayıtsızlaşan hissizleşen çocuklarının neler hissettiğini az da olsa tecrübe edebilmeleri açısından çok önemli. Gençlerin okuması İçin doğru bir kitap olduğunu sanmıyorum çünkü intihar yöntemleri ile ilgili detaylı ve çok çeşitli bilgiler mevcut kitabın içinde. Kitap İçin yapabileceğim tek olumsuz eleştiri sonu ile ilgili olacak. Keşke kitabı acı ya da tatlı bir sona bağlamış olsaydı. Kim bilir belki devam kitabı gelecektir…