Sıradışı bir hikaye ile karşınızdayım.Sıradışılıktan bahsettiğim yazarın kimliğini gizli tutması ve sırlarla dolu bir hayatının olması, kalemine güç vermesi ve kaleminde ki o ince nüansları yakalama merakı...
Ve bu durumu okura da hissettirmesi...
Napoli romanlarıyla adından söz ettiren yazarın ilk eseri "Belalı aşk"...Adı ile önyargılı olmamanızı tavsiye ederim. Karşı cinsin birbirine duyduğu aşk değil bunun adı.
Bu çok başka bir aşk... gelin kulak verin söyleyeceklerime...
Sözlerime,"zarar vermek istediğim tek kişi Amaliaydı(Anne).Çünkü Amalia beni ölçüsüz, gerçeksiz, yalan sözler oyununda yalnız başıma oynamaya terk etmişti."Alıntısı ile başlamak istedim.
Nasıl bir aşktır anneye duyulan,nasıl bir tutkudur anneye hissedilen ve ona ulaşamamak nasıl bir histir.Delia bu soruların cevaplarını kafamıza vura vura veriyor.
Çocukluğunda yaşadıklarını unutamamış kırk yaşında ki bir kadın Delia. Annesinin intiharı ile tüm derinlere gömdüğü tramvalarını,üzüntülerini,pişmanlıklarını,mutsuzluklarını ,anne babaya olan öfkesini resmen kusuyor dünyaya,önüne gelen herkese....
Kusarken,annesine benzemeye çalışmayı,annesinin önemsediği ne varsa,eşya,kişiler ya da mekan hepsini diri tutarak bir bakıma onun ruhunu kendi bedenine yerleştirmişçesine annesi gibi bakıyor hayata ve olaylara.
Empati kurmak,başkası gibi düşünmektir ama burda kahramanımız,başkası gibi olan kişi yani annesi gibi olayları yaşamayı tercih ediyor. Annesinin, intihar mı ettiğini yoksa cinayete kurban mı gittiğini öğrenmek için ve neden bunu yaptığını anlamak için hem bunu yapanlardan hem de bu duruma vesile olan kim varsa onlardan intikam almak tek derdi...
Ya da kendisinden... Kendisiyle yüzleşmek,kimbilir belki de annesine bu şekilde yakınlaşacağını düşünüyor bilinmez.
Çok duygu yüklü bir o kadarda sarsıcı