'insan doğası' diye bir şey yoktur; insan kendini nasıl yapıyorsa öyledir;
varlığının temel seçmesi olan bu tasarıyla önce kendini belirler ve sonra gidişatının bütünü içinde
ortaya çıkar. Bu tasarıyla insan kendini seçerken bütün insanları da seçmiş olur. Çünkü o tasarıyla
gerçekleştirmesi gereken bir insan imgesi kurar. Onun için seçme bir değerlendirmedir. Böylece her
insan her an bütün insanlığa bağlanır. İşte, varoluşçuların bunaltıyı özgürlük içinde bırakılmışlığın bir
belirtisi gibi görmeleri bundandır. Bunaltı gelip bir yerde sorumluluk duygusuna yani eyleme ve
ahlaka dayanır. Varoluşçuluk, ahlakı bir nesnel değerler üzerine değil, insanın kökten özgürlüğüne
yaslandırır: "İnsan özgür olmaya mahkûmdur..
.
Ahlaksal seçiş bir boyun eğme değil bir yaratmadır. Varoluşçuluğa
yakıştırılan kötümserlik de, aslında insanın köklü özgürlük duygusudur. 'İnsan doğası' diye bir şey
bulunmadığına göre, eylemlerimizi ancak bu duygu yardımıyla yargılayabiliriz
.
İNSANA kusurlarını hoş gören bir sorumluluğu tanımaz.
Onun gözünde varoluşçuluk bir eylem ve özgürlük hümanizmasıdır.
.
insanın varoluşu ancak başkalarıyla olan ilişkilerine göre belirlenir, evrenselliği de özünde
değil durumundadır: Her insan, durumunun somut gerçeğiyle öbür insanlara bağlanır. Bundan dolayı
özgürlüğün hem tek insan için hem de bütün insanlar için istenmesi gerekir. Böylece özgürlük ve
insancılık temeli üzerinde bir ortaklaşalık oluşacaktır. Bu, açık bir insancılıktır, her gün yeniden
kazanılacaktır. Nedeni şu: Bu insancılık, her gün yeniden elde edilmesi gereken bir insan özgürlüğünü
amaçlıyor; bir veri olarak görmüyor onu.
( VAROLUŞCULUK NEDİR?...)
Varoluşçuluk, Tanrının yokluğunu ispata uğraşmaz. Böylesi bir çabayla kendini yormaz.
ve şöyle devam eder; insan kendini bulmalı, özünü elde etmeli.
hiçbir şey kişiyi kendinden, benliğinden kurtaramaz.
( tanrının varlığı bile!
.......
- Varoluşçuluk bir çeşit iyimserliktir, bir çeşit eylem, çalışma öğretisidir.
- insanı umutsuzluğa düşürmeye çalışmaz.
- insan kendi içine kapanmaz, tek başına bırakılmamıştır, bir çevre içinde yaşar.
- kendi dışında bir amaca yönelik varlığını gerçekleştirir.
- ve kararını ancak kedisi verebilir.
....