O halde niçin en azından o çılgınca duygu tüketiminden de, gençlik romantizminin o insanı bitkin düşüren abartılarına doğru yaptığımız duygusal sapmalardan da pişmanlik duymuyoruz?
fakat tutkunun belli bir derecesinde sevgi,
sevilen kişinin duygu dunyası da dahil olmak üzere dış âleme hiçbir duyargası uzanmayan, dolayısıyla kulak vermediği ve algılamadiği için de rahatsız edici bir itirazı olanaksız kılan kör bir bencilliğe dönüşüyor.
Tutkulu aşk yalnızlığın en uç ve en son durağı gibi.