Bir kitabın insanların yaşamını değiştirme gücü, insanların ona yüklediklerinden kaynaklanıyordu.
Yaşamın öldürücü basitliğine başka nasıl katlanılırdı?
Sırlar gölgelerimizi besler, bizi gözlerden uzak tutardı. Benliğimiz loş yerlere ihtiyaç duyardı. Işığın sıcaklığı rahatlatıcıydı ama gölgeler insanı kuşatıp sarmalar, ardından da soyardı.
Katı tutucu tarikat liderleri etraflarını sarmıştı. ... Zavallı yoksulları sert dille azarlayarak etkileme konusunda uzman olmuştu her biri. Gariplerin azıcık paralarını alacak kadar da açgözlüydüler. Ezebileceği insanların karşısında aslan kesilirler, ezilebileceği zenginlerin önünde ise fareye dönüşürlerdi.
Yoksulluğa zor da olsa alışılabilirdi ama zenginlik öyle değildi. İnsan önce sağırlaşırdı. Ardından görme yeteneğini, sonra da anlayışını yitirirdi. Bu yüzden de Tanrı'ya duydukları ihtiyaç ya artar ya da sönüp giderdi.