Bir erkeğin, çok sağlam sandığı duygularının, kayalıklar üstüne kurulmuş bir kaleye benzeyen acılarının, bir yaz semasına benzeyen sınırsız ve berrak sevinçlerinin; bir kadının bir kelimesiyle, hatta o kelimeyi söyleyiş tarzıyla, sesinin tınısıyla değişebilmesi bir sihire benzer...
Savaş ona tümüyle manasız bir saçmalık gibi görünüyordu, "bir insanın nasıl yüz binlerce, milyonlarca düşmanı olabilir ya da milyonlarca dostu" demişti Osman'a, "bunu hiç anlamıyorum..."