Sevgi bir kapı değil, bir kapı yoluyla bu dünyaya gelen şeydir. Siz tamamen form kimliğinizin kapanına kısılı kaldığınız sürece, sevgi ortaya çıkamaz.Size düşen sevgiyi aramak değil, onun girebileceği bir kapı bulmaktır.
Endişeli misiniz? Sık sık, "eğer....olursa, ne olur?" diye düşünüyor musunuz? Eğer öyleyse siz, kendinizi gelecekteki bir duruma projekte eden ve korku üreten zihninizle özdeşleşmişmisinizdir. Sizin böyle bir durumla başa çıkmanızın hiçbir yolu yoktur, çünkü o mevcuttur değildir. O zihinsel bir hayalettir.Kendinize gelecek yıl, yarın ya da beş dakika sonra değil, şu anda hangi "soruna" sahip olduğunuzu sorun. Bu anda yolunda olmayan ne vardır? Siz "Şimdi" ile daima başa çıkabilirsiniz ama gelecekle asla başa çıkamazsınız, bunu yapmak zorunda da değilsiniz.
Güçlü bir bilinç-dışı duygusal kalıp sizin dışınızda, bir olay olarak bile tezahür edebilir. Örneğin, ben, içlerinde bir hayli öfke barındıran, ancak bunun farkında bile olmayan ve bu öfkeyi ifade etmeyen insanların diğer öfkeli insanların (çoğunlukla görünürde bir neden olmadan) sözlü, hatta fiziksel saldırılarına uğradıklarını görmüşümdür. Onların yaptıkları güçlü öfke yayını belirli insanlar tarafından bilinçaltı olarak algılanmaktadır ve bu belirli insanların gizli öfkelerini harekete geçirmektedir.
Bir hadîs-i şerîfde, (Bir müslimân din kardeşinin ırzına veyâ malına
saldırırsa, malın, paranın geçmez olduğu gün gelmeden önce, onunla halâllaşsın! [Halâllaşmazsa] iyi amelleri varsa, hakkı ödeninceye kadar bu amellerinden alınır. İyi amelleri yoksa, hak sâhibinin günâhları buna yükletilir) buyurdu.