Selman

Selman
@selmanbaysal
Dünya anlaşılması gereken bir yer midir?
9/10
·138 syf.··
2025 32. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 01:33
İstiklal Caddesi’nde bulunan YKY’de çalışan bir beyefendi, sıkı bir Dostoyevski okuru olduğumu öğrenince bana “Kesinlikle Thomas Bernhard okumalısınız.” demişti ve ‘Ses Taklitçisi’ kitabını tavsiye etmişti. Doğrusu bu tavsiyeyi ‘Yürümek - Evet’ kitabını okuyana kadar anlayamamıştım. Thomas Bernhard’ın içerisinde yoğun fikirler ve felsefi yaklaşımlar barındıran kendi zihinsel evrenine bizleri davet ettiği bu “zorlayıcı” kitapta kullandığı dil, başvurduğu ifade yöntemleri ve tercih ettiği cümle yapıları (bazen, çeviride, neredeyse bir sayfayı bulan cümleler), yazarın zihninin bir yansıması gibi: durmuyor, dolanıyor, zorluyor. Bir nevi hep yürüyor, yürüyor, yürüyor. Bernhard bizleri rahatlatmayı, bizlere üzerine düşündüğü fikirleri ve nihayetinde sonuçları direkt olarak vermek yerine düşüncelerin içine dalan, tekrarlayan ve sonunda bir tür boğulmaya (zihinsel, nihayetinde bedensel) varan devinimini deneyimletmeyi amaçlıyor. Dilin yoruculuğu, yazarın ve metnin amacının sayfalara bir izdüşümüdür adeta. Yürümek, kitabın ilk bölümü, insanoğlunun günlük hayatında gerçekleştirdiği basit bir hareket halinde iki kişinin etrafında örülen, aklın ve günlük sorgulamaların akıl üzerine etkilerini konuştukları bir metindir. Yürüme, sanılanın aksine ilerleme veya varmak anlamına gelmez; bilakis düşüncenin dairesel hareketinin bedensel karşılığıdır: belirli bir rotada rutin olarak gerçekleştirilen yürüyüşler. Karakterlerin sürekli aynı düşüncelere dönmesi, ve bir imgelem olarak neredeyse hep aynı rotada yürüyüş yapmaları, aklın mantık arayışı içerisinde kendini nasıl da felç ettiğini gösterir. Bernhard, rasyonalitenin ve farkında olma halinin kurtarıcı değil, insan zihni için yıkıcı olabileceğini ima eder: Fazla düşünmek, dünyayı ve insanları anlamaya değil, onlardan kopmaya ve belki
Kitap Alıntısı
Yürümek - EvetThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2020423 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Acı, insanın kaçınması gereken bir şey midir?
8/10
·80 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 00:54
Palyatif yöntemler, hastalığı tamamiyle ortadan kaldırmadan geçici olarak hafifleten veya yok eden yöntemlerdir. Palyatif toplum ise acıyı bir hastalık olarak görür ve bundan tüm imkanları ile kaçar. Tıp acıyı bilimsel yöntemlerle yok etmeye çalışırken insanoğlu bunu kendi yöntemleri ile görmezden gelmeye çalışır. Byung-Chul Han, Palyatif Toplum’da, toplumun, siyasetin, dolayısı ile insanın günümüzde acı ile ilişkisini nasıl düzenlediğini, bunların etki ve sonuçlarını inceliyor. Daha önce Byung Chul-Han okuyanlar, onun bireyin kendine yönelttiği şiddete ve şiddetin varyasyonlarına yaklaşımını az çok bilirler. Bu kitabında ise acı-diğer şeyler ilişkisinde performans öznesi olarak bireyin ve şiddetin farklı biçimlerinin üzerine eğiliyor yer yer. Dijitalleşme çağında bireyin “like-beğenilme” odağında aslında kucaklaması gereken, tinini oluşturacak, başkalaşımı (yani tekdüzelikten kurtuluşu) mümkün kılan acıyı nasıl da kaçması gerektiği, sağlıklı olmanın ancak “acısız” olmakla mümkün olduğu yanılgısına nasıl düştüğü çarpıcı bir şekilde anlatılıyor. Chul Han savunduğu “acının gerekliliği” tezini Nietzsche’nin, Kafka’nın, Proust’un, Schubert’in yaratım süreçlerinde acıdan beslendikleri gerçeği ile güçlendiriyor. Kitap çarpıcı bir paragraf ile son buluyor. Ben de incelememi bu paragraf ile sonlandırmak isterim: “Sürekli mutluluk içindeki acısız hayat artık insan hayatı olmayacaktır. Olumsuzluğun peşine düşen ve onu dışarı atan hayat kendini geçersiz kılar. Ölüm ve acı birbirine aittir. Acıda ölüm önceden hissedilir. Acıyı yok etmek isteyen ölümü de ortadan kaldırmak zorundadır. Ama ölüm ve acısı olmayan hayat insani bir hayat değil ölmemişlik hayatıdır. İnsan hayatta kalmak uğruna kendini ortadan kaldırır. Muhtemelen ölümsüzlüğe de düşecektir ama hayatı
Felsefe
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,337 okunma