“siz şu üzerinde harika dikilmiş redingotuyla iki dirhem bir çekirdek yürüyüp giden adamı varsıl biri mi sandınız? yanıldınız efendim! yalnızca üzerindeki giysiden ibaret biridir o!”
“nasıl da tuhaf, nasıl da anlaşılmaz oyunlar oynuyor alınyazımız bize! acaba arzuladığımız bir şeye hiç kavuştuğumuz olmuş mudur... kavuşmak için var gücümüzü harcadığımız bir şeyi elde etmişliğimiz? galiba bunun tam tersi oluyor hayatta.”