“Fatih’in Ortodoksluğa hürmet göstermesi, bu mezhebe tâbi olan bir takım milletleri elde ederek Garp kilisesini tehdit etmek gibi maddi bir işten ziyade, büyük bir kütleyi inanışlarında serbest bırakmak ve insanların en tabiî bir hakkı olan vicdan hürriyeti işine 500 yıl önce lâyık olduğu mânayı vermiş olmak içindir. Patrik Gennadios’tan hristiyanlığın esaslarını ihtiva eden bir metin istemesi, bunu tetkik ettikten sonra Patrik’e büsbütün önem vermesi hattâ onu, tahsis ettiği kilisede ziyaret etmesi hep bu zaviyeden görülecek şeylerdendir. Hulâsa Fatih, bütün bu söylediklerimizin üstünde müstesna yaratılışlı, yüzyılların pek az yetiştirebildiği eşsiz bir insandır.”