Firdevs Usta’ya göre iyi bir halının ilk şartı tek elden çıkmasıydı. O kadar tek elden çıkmalıydı ki bir halıda ilk ilmeyi atan elin sahibi bile son ilmeyi atacağı güne kadar aynı kişi olarak kalmalıydı. Ama mümkün müydü böylesi? Değildi. İşte bu yüzden kusursuz bir halı bu kusurlu dünyada hiçbir zaman örülemeyecekti.
Kadın uzanıp ağacın dalına asıldı, eline gelen diri yaprakların çıtırtılı kopuşlarıyla kabardı içi. Elbette kürekteki adam bu sesi duymadı. Ölümün cılızlığından mı yoksa adamın aldırışsızlığından mı bilinmez. Bir bitkinin çıt diye ölümü de ölümdür oysa.
Aşk bahane. Herkes kendini seviyor, bu cilvede kendi güzelliğinden emin olmak istiyordu ve tıpkı şu ayna gibi bu güzelliği yansıtacak, parlatacak bir ayna arıyordu.
“Sabırsız bir arzuyla beklediği bir olay gerçekleştiğinde sahip olacağını zannettiği mutluluğa sahip olmadığını gördü. Nihayetinde gerçek saadetin başlaması için başka bir vakti beklemek mecburiydi. Arzularının ve ümitlerinin bağlanacağı başka bir husus olması, beklemenin keyfini yeniden yaşayacağı, şu an için kendini teselli edeceği ve bir diğer hayal kırıklığına hazırlayacağı başka bir husus. “