Doğunun karlarla kaplı masalı bu… coğrafi bileğilerimizin ötesinde , bir Hakkari şiir mi okudum ben? Yoksa sürgün edilen bir öğretmenin öyküsünü mü okudum bilmiyorum. Hissettiğim en yoğun şey ıssız bir köyde üşüdüğümdü . Soba üzerindeki Çayın tek eğlence olduğu o sükunetli yer nasıl da dinginleştirdi beni böyle.
Bir öğretmenin öğrencisinin mantığını kavradığı bir yerdir Hak kenti. 41 yerine 401 yazan öğrencisini anlayan öğretmen , yabancı gördüklerini değil kendini tanıyamayan bir adam…
Öğretmenlik öğrenmektir diye yineleyen bir öğretmen.
Dışarı ile iletişimin koptuğu 6 ay, otlu peynir ve çayla geçen bir kış, ölecek olan kardeşi için ilaç değil portakal isteyen bir çocuk, yalnızlığın fotoğrafını çekememek, Süryani , köy öğretmeni olmak, tüm yetersizliklere karşı yetebilmek …
Sobada kaynamış çay kokulu evler, karlı dağlar, Büyülü Hakkari kışı,
Ben ne yazayım ki buraya, ne yazayım ?