Kendiminkini değil, başkasının hayatını yaşıyordum. Kendim diye adlandırdığım bu kişinin ne kadarı gerçek bendi, ne kadarı değildi? Direksiyonu çeviren bu ellerin yüzde kaçına benim diyebilirim? Dışarıdaki manzaranın ne kadarı gerçekti? Ne kadar çok düşünürsem o kadar az anlıyor gibiydim.
“Neden bana öyle bakıyorsun?” diye sorardı.
“Çünkü çok tatlısın” diye cevaplardım.
“Bunu söyleyen ilk kişisin.”
“Bunu bile tek kişiyim” derdim ona. “Ve inan bana, biliyorum.”
Gerçek dünya ile düşler dünyasını birbirinden ayıran çizgi benim için daima belirsiz olmuştur ve ilk ergenlik dönemlerim dahil, aşk o her şeye kadir yüzünü gösterdiğinde sırf güzel bir surat bana yetmemiştir.
Her şeyi kendi kendine düşünmeyi yeğliyorsun ve aklından ne geçtiğini kimsenin bilmesini istemiyorsun. Belki de tek çocuk olduğun içindir. Kendi başına düşünmeye ve davranmaya alışmışsın. Bir hesaplar yapıyorsun, eğer aklına yatıyorsa, senin için yeterli oluyor.