Sen benim ilk çocuğum ve tek kış çocuğumdun ama çok büyük bir aşktan doğdun. Belki de birbirine bu kadar çok âşık ebeveynler iyi birer ebeveyn olamıyorlar çünkü başkasına verecek sevgi kalmıyor geriye.
Charlie ölmeden önce ailem birbirine bir çember şeklinde, el ele tutuşarak bağlı gibiydi. Öldüğünde hepimiz elimizi bıraktık. Şimdi de, bir şekilde, Charlie ellerimizi yeniden kavuşturmamızda yardımcı oldu.
Charlie'nin öldüğü sabahı düşünüyorum. Yatakta yatmış uyuyamazken o tuhaf sıcaklığın nasıl içimde yayıldığını düşünüyorum. Başkası da hissetti mi acaba onu? Benden de bir parçanın o an öldüğünü düşünüyorum. Belki de hepimizden birer parça öldü. Charlie'nin hepimizi birbirine bağlayan o parçası kendini bıraktı. Şimdi de hep beraber o eksik parçanın etrafında dolanıp duruyoruz. Belki de babamın parçası daha büyüktü. Belki de büyüyordu.
Bugün hayatımın en güzel günü, diye düşünmeye başlıyorum ama sonra duruyorum. En güzel olacak bir gün Charlie'nin ardından gelmemeli. Yine de şarkı söylemeye devam ediyorum çünkü şu an mutlu olmamda bir sakınca olmadığını biliyorum. Charlie'nin mutlu olmamı isteyeceğini biliyorum. Onu burada, aramıza sıkışmış bir şekilde şarkı söylerken ve gülerken hayal edebiliyorum.
Aynı anda hem mutlu hem üzgün hissediyorum. Duygularımızın hepsi birbirine karışmış gibi. Kederini hissediyorum ama mutluluğunu da hissediyorum. En iyi arkadaşımla burada beraber olmak beni bir şekilde güvende hissettiriyor. Üzerime dolanan kolları inandığım bir söz gibi hissettiriyor. Her şeye rağmen, her şeyin gerçekten de çok güzel olacağının sözü.