Bir kere soyuldum. Hırsızlar televizyonu, radyoyu, ne olduğunu hatırlamadığım bir şeyler daha aldılar ama tek bir kitaba dokunmadılar. On bin avroluk hırsızlık yaptılar, oysa bir tek kitap alsalardı o miktarın beş ya da on katını ceplerine koyarlardı. Demek ki cahillik bizi koruyor.
Claudel kütüphanesinde "bir kömür madeninin katmanlarını" görüyor, bir dostum ise kitaplarını sıcak bir kürke benzetir. Kitaplar sanki onu ısıtıyormuş, korunaklı bir yer sunuyormuş gibi hisseder. Hatadan, belirsizlikten ve aynı zamanda karakıştan koruyormuş gibi. Dünyadaki bütün fikirlerle, bütün duygularla, olanca bilgiyle ve muhtemel her tutumla çevrili olmak, size kendinizi güvende ve rahat hissettirir. Kütüphanenizin kucağında hiç üşümeyeceksinizdir. Her halükârda, cahilliğin dondurucu tehlikelerinden korunmuş haldesinizdir.
Bir kütüphane okuduğumuz ya da günün birinde okuyacağımız kitaplardan oluşmaz ille de, bunu açıkça belirtmek aslında çok iyi oldu. Okuyabiliriz dediğimiz kitaplardır bunlar. Ya da okuyabilirsek dediğimiz. Asla okumayacak olsak bile.