“Marifet, iltifata tabidir” sözü sadece kültürel bir öğüt değil, aynı zamanda güçlü bir psikolojik gerçeğe işaret eder. İnsan zihni, fark edildiğinde ve takdir edildiğinde güçlenir. Bir davranışın görülmesi, değerli bulunması ve söze dökülmesi; o davranışın tekrar edilme olasılığını artırır. Bu, davranışçı psikolojinin temel ilkelerinden biri olan pekiştirme mekanizmasıyla açıklanır. Ama mesele sadece davranışın artması değildir; iltifat alan kişi “görülüyorum”, “önemseniyorum”, “yeterliyim” duygularını da deneyimler. Özellikle değersizlik, yetersizlik ya da görünmezlik hissi taşıyan birinin hayatında, sizin sıradan sandığınız bir cümle bile içsel bir dengeyi değiştirebilir. “Bugün çok emek vermişsin”, “Bu düşünceyi söylemen çok kıymetli” gibi küçük cümleler, birinin zihninde günlerce yankılanabilir.
Çoğu zaman söylediğimiz güzel sözün bizim için özel bir anlamı olmayabilir; belki o an aklımıza gelen basit bir takdirdir. Fakat karşı taraf için o cümle, kendisiyle ilgili inşa ettiği olumsuz bir inanca küçük ama güçlü bir çatlak atabilir. İnsanlar çoğu zaman eleştiriyi fazlasıyla duyar, ama takdiri yeterince duymaz. Bu yüzden küçük ve samimi bir iltifat, sadece bir nezaket değil; psikolojik bir besindir. Birbirimize güzel sözler söylemek abartı ya da yapaylık değildir; tam tersine, ilişkileri güçlendiren, özgüveni destekleyen ve güvenli bağ kurmayı kolaylaştıran bir davranıştır. Belki sizin için bir cümleliktir; ama bir başkası için, kendine biraz daha inanma sebebidir.