"Biliyorum," dedi Vedat. "Bu sana gurur veriyordu. Bu gururun buruk, erkekçe bir tadı vardı. Oysa bu gurur, erdemlikten değil, erdemli görünmek istediğinden doğuyordu. Gerçek erdem, sessiz, kendi kendisinden habersiz bir güçtü. Sen, çocukluğundan beri bu gücün yokluğunu duyuyor, ona özeniyordun. Bu özenç seni çıkmazlara götürüyordu. Kafan bu yanlış sanılar, bu kuşkularla dolu olduğu için, belki de gerçekten sevebileceğin genç bir kızı silip geçmekten çekinmiyordun. Bu, gene de hayatının en önemli olayı sayılmazdı. Gururun bıraksaydı, bir ikincisiyle de karşılaşabilirdin. Ama sen ilk ve son trajedyayı yaratmıştın. Artık bu trajedyayı oynamak zorundaydın. Evrende çok daha başka sevgiler de vardı. Ne var ki, bütün bu sevgilere gurursuz bir içtenlikle gidilebilirdi."